Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Mustafa Yeneroğlu’ndan kaçırmalarla ilgili itiraf: “Bunun bedelinin ne olacağını biliyorum”

AKP’den istifa ettikten sonra Ali Babacan’ın DEVA Partisine geçen Mustafa Yeneroğlu, insan kaçırmalarla ilgili kapalı kapılar ardında yaptığı bir görüşmeyi anlattı.

BOLD – DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı, Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı ve İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, TBMM İnsan Hakları Komisyonu  İnceleme Başkanlığı döneminde insan kaçırma olaylarıyla yaptığı bir görüşmeyle ilgili itiraflarda bulundu. 

“TEHDİT ALIYORUM, BEDELİNİN NE OLACAĞINI BİLİYORUM”

Karar TV’den Ahmet Taşgetiren, Elif Çakır ve Yıldıray Oğur’un konuğu olan Yeneroğlu, “O dönemde bu insan kaçırma olayları başlamıştı. Ben o zaman gittim ilgililerle konuştum. Eğer 3 hafta içinde bu insanlar ortaya çıkmazsa ben üzerime düşeni yapacağım. Bu konuyu çok daha farklı platformlarda dile getireceğim, dedim. O zaman bunu çözmüştük. Bu insanların tamamı 3-4 hafta sonra karakollarda, orada burada ortaya çıktı” dedi. 

Bu olayın nasıl geliştiğini, kimler tarafından yapıldığını çok iyi bildiğini belirten Yeneroğlu, “Bilmezsem bu kadar iddialı konuşmam. Bunun bedelinin ne olacağını aldığım tehditler itibariyle de biliyorum. Ben üzülüyorum, ben bu insanlar adına utanıyorum. Çocuklarının yüzlerine nasıl bakabiliyorlar. Hukuku nasıl bu kadar ayaklarının altına alabiliyorlar. Üç günlük dünya. Değmez. Hiçbir şeye değmez.” ifadelerini kullandı. 

“BU ZALİMLİK DEĞİL DE NE?”

Mustafa Yeneroğlu ayrıca hala görevde bulunan bir bakan ile aralarında geçen konuşmayı ise şöyle aktardı:

Bir bakanla sohbet ediyoruz. ‘Mustafa bey, siz bunları tanımazsınız, benim hayatım burada geçti.’ Doğru haklısınız, zaten sorunlardan biri bu değil mi? Hayatı orada geçtiğini söyleyen bir kişi gayet rahat bakan olabiliyor. Sohbetlerine katılmış, sadece irşad faaliyetlerine katılmış insanlar doğduklarına pişman edilebiliyorlar. Ya böyle bir hukuk anlayışı olabilir mi? Bu zalimlik değil de ne? cezaevlerine gidiyorsunuz, 7-8 kişilik hücrelerde 30-40 kişinin kaldığını, insanların değiş tokuş yaptığınız görüyorsunuz. Hangi Müslüman bunu kabul edebilir? Hangi Müslüman buna susabilir? Hangi Müslümanın gönlü vicdanı rıza gösterebilir.”

KAÇIRILANLAR VE KAÇIRILMA TARİHLERİ

Türkiye’de ikisi 15 Temmuz’dan önce olmak üzere, son 4 yılda 27 kişi kaçırıldı:

Sunay Elmas (27 Ocak 2016), Ayhan Oran (1 Kasım 2016). Mustafa Özgür Gültekin (21 Aralık 2016), Durmuş Ali Çetin (17 Mayıs 2017), Hüseyin Kötüce (28 Şubat 2017), Mesut Geçer (26 Mart 2017), Turgut Çapan (31 Mart 2017), Önder Asan (1 Nisan 2017) Cengiz Usta (4 Nisan 2017), Mustafa Özben (9 Mayıs 2017), Fatih Kılıç (14 Mayıs 2017), Cemil Koçak (5 Haziran 2017), Murat Okumuş (16 Haziran 2017), Enver Kılıç (30 Eylül 2017), Zabit Kişi (30 Eylül 2017), Hıdır Çelik (6 Aralık 2017), Ümit Horzum (6 Aralık 2017), Ayten Öztürk (13 Mart 2018), Orcun Şenyücel (21 Nisan 2018), Hasan Kala (20 Temmuz 2018), Fahri Mert (12 Ağustos 2018), Ahmet Ertürk (16 Kasım 2018)

2019 Şubat sonrası kaçırılanlar ve tarihleri: Gökhan Türkmen (7 Şubat 2019), Yasin Ugan (12 Şubat 2019), Özgür Kaya (12 Şubat 2019), Erkan Irmak (16 Şubat 2019), Mustafa Yılmaz (18 Şubat 2019), Salim Zeybek (20 Şubat 2019), Yusuf Bilge Tunç (6 Ağustos 2019).

Salim Zeybek, Erkan Irmak, Özgür Kaya ve Yasin Ugan, 6 ay sonra Emniyet’te ortaya çıktı.

ÜÇ KİŞİDEN HABER ALINAMIYOR

Kaçırılanlardan Sunay Elmas ve Ayhan Oran’dan, 2016 yılından beri, Yusuf Bilge Tunç’tan ise Ağustos 2019’dan beri haber alınamıyor.

10 aydır kayıp KHK’lı Yusuf Bilge Tunç’un ailesi: Artık hayatından endişe ediyoruz

Gündem

Eski Korgeneral Metin İyidil: Siyasilerle görüşen eniştemi arayıp bildiklerimi anlattım

15 Temmuz darbe girişimi davasında Ankara Bölge Adliye Mahkemesi tarafından tahliye edildikten sonra tekrar tutuklanan eski Korgenal Metin İyidil, yeniden yargılanıyor. İyidil, darbe teşebbüsüne katılmadığını anlatırken, “Siyasilerle ilişkisi bulunan eniştemi arayıp ona bildiklerimi anlattım” dedi.

BOLD -15 Temmuz darbe girişiminde aldığı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası Yargıtay tarafından bozulan eski Korgeneral Metin İyidil’in de aralarında bulunduğu 3 sanığın yargılanmasına yeniden başlandı.

Yargıtay’ın bozmasının ardından tutuklu sanıklar Metin İyidil, Hamza Koçyiğit ile tutuksuz sanık Abdullah Barutçu’nun ‘anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım’ suçlamasıyla yargılanmasına, Ankara 2’nci Ağır Ceza Mahkemesinde yeniden başlandı. Duruşmaya, sanıklar Metin İyidil, Hamza Koçyiğit, Adullah Barutçu ile avukatları katıldı.

Yargıtay kararıyla ilgili savunmasında İyidil, “Suçsuz, masum, mazlum ve acı çeken ancak başı dik olarak heyetinize arz ediyorum” dedi. Darbe girişimden önceden haberi olduğu iddialarının gerçek dışı olduğunu belirten İyidil, 15 Temmuz gecesi dönemin Başbakanı Binali Yıldırım’ın, saat 23.08’de televizyonda kısıtlı bilgilerle konuşma yaptığını, TRT’deki darbe bildirisinden bir saat önce, kendisine bağlı birlik komutanına, “O emre uyma, o emir sahte” dediğini belirtti. İyidil, “Sayın Cumhurbaşkanımızın televizyona çıkıp, konuşma yapmasından 75 dakika öncedir. Ben, Ankara Etimesgut’taki Zırhlı Tümen Komutanına ‘O emre uyma. O emir sahte’ diyorum. Savcılık ifademe bakın. Tanık ifadelerine bakın” dedi.

NECDET ÖZEL’İ ARADIM, BİLDİKLERİMİ ANLATTIM

Tankların sokağa çıktığını kendisini arayan bir arkadaşından öğrendiğini öne süren İyidil, “Ben de hemen üstüm olan EDOK komutanını aradım, bana ‘televizyonda var’ dedi. Televizyonu açtığımda olanları gördüm. Saat, 22.47’de evden çıktım. Sonra telefonla çok sayıda kişiyi arayarak, bilgi sahibi olmaya çalıştım. Saat 23.07 sıralarında eski Genel Kurmay Başkanı Necdet Özel’i aradım. Bildiklerimi anlattım. Bana, ‘Dikkat edin, birliklerinize sahip çıkın’ dedi. Bana bağlı birliklerin komutanlarını arayıp, kışladan ayrılmamalarını ve benden başka kimseden emir almamalarını söyledim. Daha sonra Kara Kuvvetleri ve Genel Kurmayı arayarak bilgi verdim” ifadelerini kullandı.

ENİŞTEMİ ARAYIP BİLDİKLERİMİ ANLATTIM

Sivil yöneticileri arayarak darbe girişimine karşı birlikte hareket etmediği gerekçesiyle de suçlandığını kaydeden İyidil, “Üstlerimi aramam kadar normal bir şey yok. Yıllarca aynı mataradan su içtiğimiz, yıllarımızı birlikte geçirdiğimiz insanlar bize ateş etti. Üst düzey komutanların çoğu, emir subayları ya da emir astsubayları tarafından derdest edildi. Böylesine güvenilmez bir ortamda hangi sivili arayıp da ‘gelin zırhlı birlikler okulunu kurtaralım’ diyeceğim. 4’üncü Kolordu Komutanı ile Milli Savunma Bakanlığı Müsteşarı’nı aradım. Amacım Bakana bilgi vermesini sağlamaktı. Ancak ulaşamadım. Bunlar dışında da siyasilerle ilişkisi bulunan eniştemi(işadamı Nihat Özdemir) arayıp ona bildiklerimi anlattım” diye konuştu.

EŞİM VE ÇOCUKLARIMLA AYRILMAK İSTİYORUM

Dosyanın tarafsız bir şekilde incelenip hukuki bir karar verilmesini beklediğini ifade eden İyidil, şunları söyledi:

“Darbe gecesi emrimdeki birliklerden darbe girişimine katılan yoktur. Benim emrimim ardından Zırhlı Birlikler’den bir tane mermi dışarı çıkmamıştır. Sabah saatlerinde de adli makamlarla birlikte bu hainlerin tutuklanmasını sağladım. Harbiye Okulu öğrencilerinin geri dönmesini sağladım. MEBS Okulu’ndaki zırhlı araçların çıkışını önledim. Darbeye karşı net ve kesin emirler verdim. Benim emrini yok sayan, cuntanın verdiği emri uygulamaya çalışan Osman Ünlü ile sabaha kadar mücadele ettim ve oradan da darbeye destek verilmesini engelledim. Ben utanç duyulacak, dayanılması çok zor olan bir suçlamaya karşı kendimi 5 yıldır savunmaya çalışıyorum. Bölge Adliye Mahkemesi’nin verdiği beraat ve tahliye kararına rağmen, hukuka aykırı bir şekilde tutuklandım ve karşınıza getirildim. Ben o gece devletime sahip çıktım, sizden de bana sahip çıkmanızı istiyorum. Adil bir karar vererek, Bölge Adliye Mahkemesi 20’nci Ceza Dairesi’nin verdiği beraat kararında direnmenizi istiyorum. Ellerim kelepçeli geldiğim buradan eşim ve çocuklarımla birlikte ayrılmak istiyorum.”

TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA KARAR VERİLDİ

İyidil’in ardından sanıklar Hamza Koçyiğit ile Abdullah Barutçu savunma yaptı. Sanık Hamza Koçyiğit, darbe emirlerini uygulamadığını, darbeye teşebbüs ve yardım suçunu işlemediğini belirterek beraatini istedi. Tutuksuz sanık Abdullah Barutçu da mahkemenin Yargıtay’ın bozma kararını tanımayarak ilk verdiği kararda direnmesini talep etti. Sanık ve avukatlarının savunmalarının ardından ara kararını açıklayan mahkeme, sanık İyidil ve Koçyiğit’in tutukluluk hallerinin devamına, tutuksuz sanık Barutçu’ya da yurt dışına çıkış yasağı konulmasına karar vererek, duruşmayı erteledi.

İSTİNAF TAHLİYE ETTİ, TEKRAR TUTUKLANDI

Ankara 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi, sanıklar eski KKK EDOK Muhabere ve Muharebe Eğitim Destek Komutanı Korgeneral Metin İyidil, eski Tümgeneral EDOK Kurmay Başkanı Hamza Koçyiğit ve eski Tuğgeneral Harekat Eğitim ve Öğretim Daire Başkanı Lütfi İhsan Yanıkoğlu’na, ‘anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) 20’nci Ceza Dairesi, İyidil hakkında beraat kararı verdi. Karar sonrası tahliye edilen İyidil, yapılan itiraz üzerine tekrar tutuklandı. Yargıtay 16. Ceza Dairesi, istinaf mahkemesini kararını bozarak, İyidil’in ‘darbeye yardım’ suçundan tekrar yargılanmasına hükmetti.

Dört dörtlük operasyon: Adil Öksüz’ü kurtarmak!

Okumaya devam et

Gündem

Bir sağlık çalışanı daha koronavirüsten öldü

Koronavirüs nedeniyle ölen sağlık çalışanı sayısı artıyor. Son olarak Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi bölümünde görev yapan bir sağlık çalışanı, koronavirüs nedeniyle yaşamını yitirdi.  

BOLD – Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi bölümünde çalışan Yeter Yılmaz, Kovid-19 nedeniyle hayatını kaybetti.

Türk Tabipleri Birliği (TTB), bir sağlık çalışanının daha koronavirüs nedeniyle vefat ettiğini duyurdu. TTB’den yapılan açıklamada, “Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Bölümü çalışanı Yeter Yılmaz’ı Kovid-19 nedeniyle kaybettik. Ailesine ve tüm sağlık camiasına başsağlığı dileriz” denildi.

9 ayda 20 gazeteci tutuklandı 29 basın mensubu mahkum edildi

Okumaya devam et

Gündem

AKP hükumeti 18 bin köy okulunu kapattı

AKP hükumetinin 18 yılda eğitim alanında yaptıklarını açıklayan Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Mehmet Balık, AKP döneminde yaklaşık 18 bin köy okulunun kapatıldığının altını çizdi.

BOLD – Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Mehmet Balık, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “eğitimde reform” açıklamalarına cevap verdi. Balık, AKP’nin eğitim karnesinin zayıf olduğunun altını çizdi.

DEFALARCA EĞİTİM VE SINAV SİSTEMİ DEĞİŞTİRİLDİ

Cumhuriyet’ten Sefa Uyar’a AKP’nin 18 yılda eğitim adımlarını tek tek sıralayan Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Mehmet Balık, “18 yılda 7 kez Milli Eğitim Bakanı, defalarca eğitim sistemi ve sınav sistemleri değiştirildi. Ataması yapılmayan öğretmen sayısı 68 binden 700 bine yükseldi. Okullar nitelikli-niteliksiz diye ayrıldı. Öğrenciler özel okullara yönlendirildi. 3.4 milyar harcanan Fatih projesi nedeniyle 50-60 liralık internet faturası 3-4 bin liraya çıktı. Liselere giriş sınavlarının cevap anahtarları taşerona okutuldu. Sınav soruları çalındı” dedi.

MERDİVEN ALTI KAÇAK OKULLAR AÇILDI

AKP hükumetleri döneminde yaklaşık 18 bin köy okulunun kapatıldığını hatırlatan Balık, “4+4+4 sistemi ile 60 aylık çocuklar okula başlatıldı. İlkokullar 4 yıla indirildi. Liyakatin yerini sadakat ve emre itaat aldı. Kanuna aykırı okul açmanın cezası kaldırıldı, merdiven altı kaçak okullar çoğaldı. Sıbyan mektebi adı altında hurafeler öğretilmeye başlandı. Akademisyeni, öğrencisi olmayan üniversiteler açıldı” dedi.

İş bulamayan yaşlılar geçinebilmek için inşaatlarda çalışıyor

 

İş bulamayan yaşlılar geçinebilmek için inşaatlarda çalışıyor

Okumaya devam et

Popular