Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Serkan Kurtuluş ‘FETÖBORSASI’nda iş adamı listesini veren savcı ve istihbarat müdürünü açıkladı

Arjantin’de tutuklu bulunan silahlı çete lideri cihatçı Serkan Kurtuluş, FETÖBORSASI’nda iş adamları listesini kendisine veren savcı ve istihbarat müdürünün adını açıkladı.

CEVHERİ GÜVEN

BOLD ÖZEL – Suriye’de düşürülen Rus uçağının pilotunun öldürülmesi, organize suç örgütü faaliyetleri, zorla alıkoyma, yaralama, cinayet ve silah ticareti nedeniyle Interpol’ün listesinde bulunan Serkan Kurtulmuş, FETÖBORSASI ile ilgili de önemli bilgiler verdi.

Gürcistan’da yakalandıktan sonra önce Gürcistan polisine bildiklerini anlatan, ardından gizemli biçimde serbest bırakıldıktan sonra Arjantin’e geçen Serkan Kurtuluş, Interpol tarafından yakalandıktan sonra tekrar sorgulandı. Halen Arjantin’de tutuklu bulunan Kurtuluş, iş adamlarının Gülen Cemaati’ne yakın oldukları gerekçesiyle kaçırılıp, şantajla para kopartılması olayıyla ilgili çarpıcı bilgiler verdi.

Kaçırdıkları iş adamlarından bazılarına işkence de yaptıklarını anlatan Kurtuluş, iş adamları listesini dönemin İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Okan Batu ve İzmir Emniyeti İstihbarat Müdürü Kudret Dikmen’in verdiğini açıkladı. Serkan Kurtuluş, organizasyonun başında ise bir AKP Genel Başkan Yardımcısı olduğunu söyledi.

İŞ ADAMLARINI KAÇIRIP İŞKENCE YAPTIK

Kurtuluş, FETÖBORSASI olarak anılan kaçırma ve şantaj organizasyonunu şöyle anlattı:

“2016 yılında bana AKP’li genel başkan yardımcısının başında olduğu grubun içindeki Okan Batu ve Kudret Dikmen bir isim listesi verdiler. O listede çok kısa bir süre içerisinde tutuklanacak olan Cemaat mensubu iş adamlarının isimleri yazılıydı. Listede ismi yazılı olan iş adamlarını kaçırıp sorgulamamı istediler. Bazı iş adamları kaçırılıp sorgulandı. Bazılarına işkence yapıldı. Başsavcı Okan Batu’nun ve İstihbarat müdürünün istediği sorular sorulup videoya çekildi ve bu video görüntüleri kendilerine teslim edildi. Bir çok cemaat bağlantılı iş adamlarından yüklü miktarda paralar talep edilip alındı. Bazıları para ödediler ve ayrıca onların istediği şekilde ifade verip itirafçı oldular ve tutuklanmadılar. Bazı Cemaatçi iş adamlarının da iş yerlerine yönelik silahlı saldırılar düzenletip onların korkmasını sağlayıp para ödettiler.”

İŞ ADAMLARINDAN BİRİ ŞİKAYETÇİ OLMUŞTU

Yazar Can Özçelik’in FETÖBORSASI kitabında, Serkan Kurtuluş’un anlattıklarını teyit eden bilgiler var. İş adamı Tamer K’nın şikayetçi olmasıyla bir kısmı açığa çıkan İzmir’deki çetenin, İzmir İstihbarat Müdürlüğü organizasyonuyla iş adamlarına nasıl çöktüğünü savcılık ifadesinde Tamer K. anlatmıştı.

Konun üzerine gidip iddianame hazırlayan Cumhuriyet Savcısı Ferhat Deniz, tayin talebi olmadan Diyarbakır Bölge Adliyesi’ne tayin edilerek üye yapılmıştı.

Serkan Kurtuluş

100 BİN DOLARA TEMİZ KAĞIDI

Tarih: 17 Ağustos 2016

Yer: İzmir Ayakkabıcılar Sitesi

Serkan Kurtuluş, iş adamı Tamer K’yı cep telefonundan arayarak, “Ben Serkan Kurtuluş, iş yerinde misin. Seninle önemli bir şey konuşmak istiyorum. Ama telefonla olmaz” dedi.

Tamer K, biraz şaşırdı. Serkan Kurtuluş ismini daha önce duymuştu. “Mafya beni niye arar” diye düşündü. Biraz da tedirgin oldu ama “çok önemli” dediği şeyi de merak etmişti.

“İş yerindeyim” diyebildi sadece. Telefonu kapattıktan sonra da tedirginliği devam etti. Serkan Kurtuluş yanına gelmiş hal hatır sorma faslı geçtikten sonra sıra esas konuya gelmişti.

Hiç bekletmeden direkt konuya giren Serkan Kurtuluş, Tamer K’ya “FETÖ kapsamında gözaltı listesindesin” dedi. İş adamı şaşırmıştı. Aklına dört ay önce başka bir iş adamı olan Yüksel P’nin söyledikleri geldi. Nisan ayında Yüksel P. adındaki iş adamı da Tamer K’ya gelmiş ve “100 bin dolar verirsen seni FETÖ’den aklarız” demişti. 100 bin dolar isteyen Yüksel P’nin ise 2011 ve 2012’de FETÖ’nün iş adamları derneğinde yönetici olduğu, kendisini dernek toplantılarına davet edenlerin başında da Yüksel’in olması aklına gelmişti. “Bu nasıl bir ilişki ağı” diye düşündü.

Tamer K., bunları düşünürken Serkan Kurtuluş, devam etti: “Senin bu işini ben çözerim. Emniyet İstihbarat Dairesi müdürü benim arkadaşım. İstersen seni onunla görüştürebilirim” dedi.

Bu işin bir ekip tarafından yapıldığını ve adliye ile bağlantısının olduğunu anlattıktan sonra “Seni bu listeden çıkarabilirim. Seni aklayabilirim” diye konuştu.

Serkan Kurtuluş bu arada elinde telefonla bir yerlere mesaj atmıştı. Mesaj attığı kişi Emniyetteydi. “Bir saat sonra bekliyorum” dedi.

İş adamı bunun üzerine Serkan Kurtuluş’a güvenmişti. Serkan Kurtuluş’un arabasına binerek Emniyete doğru yola çıktılar. Tamer K’nın tedirginliği devam ediyordu. Hakkında gözaltı kararı vardı ve bu yüzden bir kaç gündür arabasında yatıyordu.

Serkan Kurtuluş, iş adamını sakinleştirmek için konuşuyor, “Merak etme, çay, kahve içip çıkacağız” diye garanti veriyor, Emniyete gitme amaçlarının kendisini ispatlamak olduğunu anlatıyordu. Emniyete vardıklarında hemen müdürün yanına çıktılar. Sekreteri müdür beye gelen kişileri haber vermiş bekletilmeden odaya alınmışlardı.

İstihbarat müdürü buyur etti, sekreterine çay söylemesi talimatını verdi. Çaylar içilirken Serkan Kurtuluş konuya girdi.

“Müdürüm, Tamer Bey, gözaltı listesine girmiş” dedi. Müdür hemen araya girerek, “Tamam Serkan. Sen bize bir müsaade et. Dışarıda biraz bekle Tamer’le bizi yalnız bırak” dedi.

Serkan Kurtuluş dışarıya çıkmıştı. Bilgisayarını açan müdür, hemen bir sorgu yapmıştı. “Yusuf ve Zuhal senin neyin oluyor” dedi. Tamer K., “biri kardeşim diğeri eşim” dedi.

Söyledikleri isimlerin FETÖ’ye ait derneklerde üyeliklerinin gözüküyordu. Tamer K., “Bu mümkün değil. Onların dernekle işi olmaz” dedi. Ama kendisi de aynı derneğe üye olmuştu. “İsteğim dışında üye yapmışlar öğrendiğim zaman hemen sildirdim” diyebildi.

Müdür bey daha sonra Tamer K., ile gözaltı listesini konuştu ve kendinden emin bir şekilde: “Bir şey olmaz. Rahat ol. Git evine yat” dedi. Ardından da odaya üç polis memuru çağırdı. “Çocuklar, Tamer beye soracağınız bir şey var mı” diye seslendi.

Polisler yanlarında getirdikleri liste ve fotoğrafları sırayla Tamer K’ya sormaya başladı ve teşhis işlemi bittikten sonra “Başka bir sorumuz yok” diyerek odadan ayrıldı. Ardından da müdür bey Tamer K’ya “Sen de gidebilirsin” dedi.

Tamer K, “Telefon numaramı vereyim mi” dese de “Biz seni buluruz” diyerek iş adamını yolcu etti.

Hakkında yakalama kararı olan Tamer K., elini, kolunu sallayarak girdiği Emniyetten yine elini kolunu sallayarak çıkmıştı. Serkan Kurtuluş’un dediği gibi olmuştu çay içip çıkmışlardı.

Tekrar Serkan Kurtuluş’un aracına binip hareket ettiler.

Serkan, Tamer K’ya kendisini ispatlamasının rahatlığıyla “Bak, dediğim gibi oldu değil mi?” diyerek seslendi. hakkında gözaltı kararı bulunurken hiçbir engelle karşılaşmadan girdiği emniyetten aynı rahatlıkla çakmanın şaşkınlığını üzerinden hala atamayan Tamer K ise şaşkın bir ifade ile “Evet. Haklı çıktın” yanıtını verebildi.

Şimdi sıra esas meseleye gelmişti.

Serkan Kurtuluş, “Emniyetteki arkadaşlar sana düzgün ifade verdirecekler. Bunun karşılığında 500 bin TL vermen gerekiyor” diyerek ağzındaki baklayı çıkardı. İş adamının gözleri büyüdü, kısık bir sesle “500 bin çok değil mi?” diyebildi.

Tüm mal varlığına tedbir konulmuştu. “Arabamı bile satamam” diye ekledi. Aklına bir çözüm geldi. Hakkında gözaltı kararı olmasına rağmen emniyete girip çıkarttıklarına göre bu işi de çözebilirlerdi.

Hemen o fikri söyledi: “Mallarımın üzerindeki tedbiri kaldırın 500 bin lira vereyim.”

Serkan, sinirlenmişti: “O iş öyle hemen olmaz. Sen parayı bul” dedi.

Ama Tamer’den olumsuz yanıt gelmişti. Serkan daha çok sinirlendi: “Millet istihbarat müdüründen randevu alamıyor. Milletin karısını, kızını gözaltına alıyorlar. Ben akşama kadar boşuna mı uğraştım. O zaman 250 bin TL vereceksin” diye bağırmaya başladı.

Tehdit etmeye başlayan Serkan, “Cezaevinde adamlarım var. ‘Beni Tamer azmettirdi’ diye söyletirim. Bunu FETÖ davasıyla da birleştirirler işin içinden çıkamazsın” dedi. Benden aldığı parayı da müdüre vereceğini söyledi ve yarın müdürle beraber yemek yiyelim. Müdür sana, “Serkan’a güven” derse yeterli olur mu? diye sordu.

İş adamı korkmuştu. Serkan’dan ayrıldıktan sonra hemen arkadaşını aradı. Onun da Emniyette tanıdığı İstihbarat müdür yardımcısı vardı. Tamer’in o müdüre gitmesini sağladı. Ertesi gün tekrar Emniyete giden Tamer, bu müdür yardımcısı tarafından Organize Şubeye yönlendirildi. Müdür yardımcısı ise Tamer K’ya “Emniyetten, sağdan soldan sizden para isterler. Sakın vermeyin” diye de uyardı.

Organize şubede gözaltına alınan iş adamı bir hafta sonra da mahkemeye çıkarılarak tutuklandı.

Ancak iş adamı yaşadıklarını aklından çıkaramıyordu. Önce avukatı ile konuşan Tamer K, ardından da şikayetçi olmaya karar verdi.

Çete lideri Serkan Kurtuluş: Rahip Brunson’u öldürmem istendi suçu Gülen Cemaatine yükleyeceklerdi

BOLD ÖZEL

“Bu kararın hukuki dayanağı bulunmamaktadır, yok hükmündedir”

10 yıl hapis cezasına çarptırılan ve 9 Eylül 2020’de cezası onaylanan avukat Turan Canpolat, hukuki dayanağı olmayan kararın düzeltilmesi için Yargıtay’a dilekçe gönderdi. Hakkındaki iddiaları resmi belgelerle bir kez daha çürüten Canpolat, kararın düzeltilmesinin bir zorunluluk olduğunu ifade etti.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

63 aydır tutuklu olan avukat Turan Canpolat Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına sunulmak üzere Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne 4 sayfalık bir dilekçe gönderdi. Canpolat dilekçesinde onaylanan kararın bütün hukuki sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılmasını, hukuki dayanağı olmayan, yok hükmünde olduğu tartışmasız olan mahkumiyet kararının bozulmasını talep etti.

Talebinin gerekçesini 8 maddede açıklayan ve dilekçeye eklediği 10 belge ile delillendiren Canpolat, “Karar düzeltme talebinin kabulü artık bir zorunluluk sorumluluk ve yükümlülüktür. Bu hususta Yargıtay C. Başsavcılığı’nın bir takdir yetkisi bulunmamaktadır.” dedi.

İDDİALARI TEK TEK ÇÜRÜTTÜ

Malatya Barosu’na bağlı olarak 25 yıl avukatlık yapan Turan Canpolat, müvekkilinin evinde yapılan aramaların hukuksuz olduğunu tutanağa geçirdiği için 27 Ocak 2016’da, müvekkilinden 65 dakika sonra gözaltına alındı. Müvekkili Mehmet Tanrıverdi ile 3 gün gözaltına kalan Canpolat 29 Ocak 2016’da tutuklanıp Malatya Cezaevine gönderildi. Müvekkili ise serbest bırakıldı.

Savcılık imzalı sahte belgeyle şüpheli ilan edildiği için tutuklandığını daha sonra öğrenen Canpolat, bu iddiayı ve sahte belgeyi mahkemede çürüttü. Dosyasındaki hukuksuzlukları, sahte belgeleri ispat ettiği için 8 Mayıs 2017’de Elazığ 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevine sürgün edilen Canpolat, halen bu cezaevinde kalıyor ve 27 Şubat 2020’den beri de kendisinin ifadesiyle tavuk kümesi boyutlarında bir hücrede tutuluyor.

Turan Canpolat tutuklandıktan 5 ay sonra cezaevinde olduğu halde 15 Temmuz darbesine katılmakla ve Anayasal düzeni ortadan kaldırmakla suçlandı. İddianamesinde suç delili olarak bile zikredilmeyen Bank Asya hesabı, imzasız ve onaysız Bylock belgeleri, KHK’yla kapatılan bazı şirketleri temsil ettiği ve adliye yapılanması içinde bulunduğu gerekçe gösterilerek 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ceza 9 Eylül 2020’de Yargıtay tarafından onaylandı. Onaylanan karar ve savcılık tebliğnamesi ne kendisine ne de avukatlarına bildirilmedi. Oysa kanun gereği bildirilmek zorunda.

“DÜZELTME TALEBİMİN REDDİ İMKANSIZDIR”

Hakkındaki iddiaların boş ve asılsız olduğunu resmi delillerle birlikte 15 Şubat 2021 tarihli dilekçesinde bir kez daha açıklayan Canpolat, “Mahkumiyet gerekçesi yapılan Bylock ve Bank Asya hususlarında iddianamemde tek kelimelik anlatım, beyan ve cezalandırma talebi bulunmamaktadır. Bylock iddiasıyla ilgili Malatya C. Başsavcılığı’nın 2016/25610 Son. Dosyasında kavuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği sabittir. Bylock iddiasına ilişkin belgelerin imzasız ve onaysız olduğu hususu 05/05/2017 tarihli duruşmada mahkeme gözlemi ile tutanağa geçirilen “asli gibidir” şerhiyle tasdikli belgeler; şüphelisi olmadığım bir dosyaya sahtecilik yoluyla şüpheli olarak dahil edildiğimin kesin delilleridir. Bahse konu kesin deliller karar düzeltme talebimin reddini imkansız kılmaktadır.” dedi.

“BU HUSUS TARTIŞMASIZDIR!”

Canpolat adliye yapılanmasında olduğu iddiasını ise şöyle çürüttü: İddianameye göre hakkımdaki tek suçlama adliye yapılanması suçlamasıdır. Bu iddiaya ilişkin suç ortağım olduğu iddia edilen 3 adliye personelinin dosyası 20/12/2016 tarihli duruşmada tefrik edilmiştir. Tefrik kararı; bu kişilerle birlikte yargılanmamı gerektirir bir eylemin olmadığının mahkemece kabulüdür. Bu husus tartışmasızdır. Bu şahıslar bahse konu suçlamadan Malatya 2.Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2016/286 K. Sayılı dosyasında beraat etmişlerdir. Ve bu beraat kararı kesinleşmiştir. Yani hakkımdaki mahkumiyet kararının yok hükmünde olduğu kesinleşmiş beraat kararı ile tescil edilmiştir.”

Bağlı bulunduğu Malatya Barosu ve Türkiye Barolar Birliği’ne sesini duyuramayan, tutukluluğuna itiraz için onlarca dilekçe veren Turan Canpolat, yaşadığı hukuksuzlukları daha önce kaleme aldığı mektuplarında anlatmıştı. “Tarihe geçtiğimin farkındayım” diyen Canpolat’ın sesini geçtiğimiz aylarda Avrupa Barolar ve Hukuk Birlikleri Konseyi (CCBE) olmak üzere 13 insan hakları örgütü duydu. Adı geçen kurumlar Erdoğan ile Türkiye’deki 3 resmi kuruma mektup göndererek tutsak avukatın tahliye edilmesini istedi.

SAVCI HUKUKSUZ BELGE ÜRETTİ, BARO BUNA GÖZ YUMDU

Malatya Barosu, Turan Canpolat’ın mesleki faaliyetinden mi yoksa başka nedenlerle mi tutuklandığı öğrenmek için 22 Şubat 2016’da Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı’na bir dilekçe gönderdi. Üç gün sonra Bora’ya cevap veren savcı Aziz Yaşar Yetkinoğlu, Canpolat’ın mesleki faaliyetleri nedeniyle değil, Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklandığını söyledi. Oysa müvekkilinin evinde yapılan arama ve gözaltının hukuksuz olduğuna dair tutanak tutan Canpolat’ın resmi olarak bu tutanaklarda imzası bulunuyor. Savcı böyle bir belgenin varlığını görmezden gelip Malatya Barosu’na doğru olmayan bir açıklama gönderdi, Malatya Barosu da bu hukuksuzluğa göz yumdu.

TURAN CANPOLAT’IN 15 ŞUBAT 2021 TARİHLİ DİLEKÇESİNİN ORİJİNALİ

Açıklamalar:

1. İlgili a’da belirtilen ve Yargıtay Başkanlığı’na gönderilen 9 sayfadan ibaret 41 sayfa eki bulunan dilekçe, dilekçe içeriğindeki anlatımdan da anlaşılacağı üzere bir şikayet dilekçesidir. Yargıtay C. Başsavcılığı’nın şikayet dilekçesi olduğu açık, net ve tartışmasız olan ilgi a’daki dilekçemi “Karar düzeltme” talebi olarak kabul etmesi mümkün değildir. Bahse konu dilekçe bir nevi kanuna karşı hile yoluyla “Şikayet” dilekçesi olmaktan çıkarılamaz. Aksi durum hukuki ve cezai sorumluluk gerektirir.

2. İlgi b’de belirtilen Yargıtay C. Başsavcılığı yazısının konusu Yargıtay 16.C.D’nin 2019/6796 E. 2020/4762 K sayılı ilamıyla ilgilidir. Bu husus ilgi yanı da zikredilmiştir. İlgi yanının Yargıtay 16.C.D’nin 2019/1529 K. 2020/4763 K. Sayılı ilamı ile bir ilgisi yoktur.

3. İlgi a-c-d-e’de belirttiğim bütün dilekçe içeriklerini ve bu dilekçelerdeki beyanlarımı iş bu tashihi karar talepli dilekçem kapsamında aynen tekrar ediyorum. Şüphecisi olmadığım bir dosyaya avukatlık görevimi yapmamı engellemek gayesi ile sahtelik, sahtecilik, sahte belge tanzimi, yoluyla sonradan şüpheci olarak dahil edildiğim hususu her türlü şüpheden uzak, aksi ve inkarı mümkün olmayan resmi mahiyetteki kesin delillerle SABİT olduğundan; karar düzeltme talebimin reddi konusunda Yargıtay C. Başsavcılığı’nın bir takdiri ve yetkisi bulunmamaktadır. Bu talebimin kabulü, usul ve yasanın emredişi hükümleri gereği sorumluluk, zorunluluk, ve yükümlülüktür.

4. Mahkumiyet gerekçesi yapılan Bylock ve Bankasya hususlarında iddianamemde tek kelimelik anlatım, beyan ve cezalandırma talebi bulunmamaktadır. Bylock iddiasıyla ilgili Malatya C. Başsavcılığı’nın 2016/25610 Son. Dosyasında kavuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği sabittir. Bylock iddiasına ilişkin belgelerin imzasız ve onaysız olduğu hususu 05/05/2017 tarihli duruşmada mahkeme gözlemi ile tutanağa geçirilen “asli gibidir” şerhiyle tasdikli belgeler; şüphelisi olmadığım bir dosyaya sahtecilik yoluyla şüpheli olarak dahil edildiğimin kesin delilleridir. Bahse konu kesin deliller karar düzeltme talebimin reddini imkansız kılmaktadır.

Karar düzeltme talebinin kabulü artık bir zorunluluk sorumluluk ve yükümlülüktür. Bu hususta Yargıtay C. Başsavcılığı’nın bir takdir yetkisi bulunmamaktadır.

5. İddianameye göre hakkımdaki tek suçlama “adliye yapılanması” suçlamasıdır. Bu iddiaya ilişkin suç ortağım olduğu iddia edilen 3 adliye personelinin dosyası 20/12/2016 tarihli duruşmada tefrik edilmiştir. Tefrik kararı; bu kişilerle birlikte yargılanmamı gerektirir bir eylemin olmadığının mahkemece kabulüdür. Bu husus tartışmasızdır. Bu şahıslar bahse konu suçlamadan Malatya 2.Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2016/286 K. Sayılı dosyasında beraat etmişlerdir. Ve bu beraat kararı KESİNLEŞMİŞTİR. Yani hakkımdaki mahkumiyet kararının yok hükmünde olduğu KESİNLEŞMİŞ BERAAT KARARI İLE TESCİL EDİLMİŞTİR.

6. İlgi c ve d’de belirtilen ve Yargıtay 16. C.D. tarafından Yargıtay C. Başsavcılığı’na gönderilmeyen dilekçelerimin içeriğini iş bu dilekçem kapsamında da aynen tekrar ediyorum. İlgi d’de belirtilen “suç inkarı” talepli dilekçemin gereğinin yerine getirilmesini talep ediyorum.

7. İş bu dilekçe içinde sunduğum belgeler ile Yargıtay Başkanlığı’na gönderdiğim ilgi a’daki 28/12/2020 tarihli dilekçem ile bu dilekçemin ekindeki belgeler üzerine düştüğüm beyanlarımı ve şerhlerimi iş bu dilekçem kapsamında da aynen tekrar ediyorum.

8. Şüpheci listesinin imzalı ve onaylı aslının halen dosyada mevcut olmadığı hususunu tekraren dikkatlerinize sunuyorum.

MALATYA BAROSU’NUN MALATYA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA YAZDIĞI DİLEKÇE

SAVCILIĞIN CEVABI

TURAN CANPOLAT’IN İMZALADIĞI TUTANAKLAR 

Tutuklu avukat Turan Canpolat için Avrupa’dan Erdoğan’a mektup

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Adalet Bakanlığı 1000 avukatın ruhsatını gasp etti

Hakkında soruşturma olduğu ya da öğrenciliği sırasında eyleme katıldığı gerekçesiyle Adalet Bakanlığı, son 12 yılda bine yakın hukuk mezununun avukatlık ruhsatını ellerinden aldı. Ruhsatların 854’ü 15 Temmuz’un ardından iptal edildi.

BOLD ÖZEL – Adalet Bakanlığının hukuk fakültesi mezunu avukatlara yaptığı ruhsat zulmü rakamlara yansıdı. Adalet Bakanlığı, 2008-2019 arasında 996 hukuk fakültesi mezununun Türkiye Barolar Birliği tarafından verilen avukatlık ruhsatını iptal etti. Adalet Bakanlığının istatistiklere göre ruhsat iptallerinin 854’ü 15 Temmuz sonrası ilan edilen OHAL sürecinde, 2016-2019 arasında yapıldı. En fazla sayıda ruhsat iptali ise 2019 yılında oldu. 2019’da 14 bin 836 hukuk mezununun 528’inin avukatlık ruhsatı iptal edilirken, her yüz başvurudan 3,56’sı reddedildi.

Adalet Bakanlığının ruhsat başvurularına ilişkin istatistikleri

Hukuk mezunlarının ruhsat başvuru süreci şöyle işliyor: Hukuk fakültesi mezunu bir baroda avukatlık stajını tamamladıktan sonra baroya ruhsat başvurusunda bulunuyor. Baro, evrakları tamamladıktan sonra dosyayı Türkiye Barolar Birliğine gönderiyor. Barolar Birliği, stajyer avukatın ruhsat almasında herhangi bir engel olmadığına karar verirse başvuru onaylanarak Adalet Bakanlığına gönderiyor. Bakanlık 60 gün içerisinde ruhsat başvurusunu onaylıyor ya da reddediyor. Red halinde dosya tekrar Barolar Birliğine gönderiliyor. Barolar Birliği tekrar onaylarsa bu kez ruhsat başvurusu onaylanıyor. Ancak bakanlık verilen ruhsatlara karşı İdare Mahkemesinde iptal davası açarak hukukçuların haklarını engelliyor.

MASUMİYET KARİNESİ YOK SAYILIYOR

Adalet Bakanlığının açtığı davaların sonuçlanması yıllar sürerken mesleğini yapamayan avukatlar yürütmenin durdurulması için karşı davalar açtı. 2016’daki OHAL ile başlayan ruhsat iptalleri geçen yıl büyük bir artış göstererek yüzlerce hukuk mezununun mağdur olmasına neden oldu. Cumhuriyet’e konuşan mağdur avukatlar ruhsat iptallerinin anayasaya ve temel hukuk ilkelerine aykırı olduğunu belirtti. Mağdurlar, “Her bakımdan eşitsiz ve hukuksuz bu maddenin doğrudan iptal edilmesi, hiç değilse masumiyet karinesini esas alan bir yaklaşımla kişi hakkında yürütülen kovuşturma kesin bir karara bağlanana kadar avukatların ruhsatlarına dokunulmaması gerekiyor” dedi.

KESİN KARARA KADAR RUHSATA DOKUNULMAMALI

Avukatlık Kanunu’nun 5/3. maddesine dikkat çeken mağdur avukatlardan Gönül Gören, şunları söyledi: “İki yıl ve üzeri ceza alabileceğiniz bir suçtan kovuşturma altındaysanız avukatlığa alınma isteminiz hakkındaki kararın bu kovuşturmanın sonuna kadar bekletilmesine karar verilebiliyor. Fakat bu hüküm emredici değildir ve idareye bir takdir yetkisi tanır. Takdir yetkisine sahip olan idari merciler ilgili Baro, TBB ve Adalet Bakanlığı’dır. Bu yetki, siyasi saiklerle kullanılması halinde hukuka aykırı kabul edilmelidir. Hiç değilse masumiyet karinesini esas alan bir yaklaşımla kişi hakkında yürütülen kovuşturma kesin bir karara bağlanana kadar avukatların ruhsatlarına dokunulmaması gerekiyor.”

BAROLAR DESTEK OLMUYOR

Ruhsatı iptal edilen hukuk mezunu Barış Barışık da baroların karşılaştıkları hukuksuzluğa duyarsız kalmasına tepki gösterdi. Barışık, “Söz konusu hukuka aykırı duruma ilişkin herhangi bir tepki verilmemekte, ruhsatı gasp edilen avukat adaylarıyla herhangi bir dayanışma gösterilmektedir. Mesela, ruhsatımın gasp edilmesi üzerine açılan davada müdahil olması yönünde talepte bulunmama rağmen Ankara Barosu gerekçesiz bir şekilde reddederek vermiş olduğum hukuk mücadelesinde taraf olmadı” dedi.

MESLEĞİMİN 3’NCÜ AYINDA İPTAL EDİLDİ

Ruhsatı iki kez iptal edilen Simin Atabay ise, “Bir yılı aşkın süre sonra ruhsat almıştım. Fakat henüz mesleğimin 15. gününde tarafıma iptal istemli dava açıldığını öğrendim. Bu süre zarfında mesleğe adapte olmak elbette çok zor. Bu durumu yaşayanlar olarak dosya almaktan imtina ediyoruz. Çünkü her an bir yürütmenin durdurulması kararı ile ruhsatımız yeniden elimizden alınabilir. Benim de aynen öyle oldu. Mesleğimin 3. ayında iken Yürütmenin Durdurulması kararı verildi ve yeniden işsizdim. Üstelik verilen bu karar masumiyet karinesinin ihlali demek” ifadelerini kullandı.

KHK’LILARA DA RUHSAT ZULMÜ YAŞATILIYOR

KHK ile ihraç olan hukukçuların avukat yapmaları da Adalet Bakanlığı tarafından engellenmişti. Anayasa Mahkemesi, avukatlığın kamu hizmeti niteliğinin avukatın kamu görevlisi olarak kabulüne imkan vermediği gerekçesiyle KHK ile ihraç edilenlerin avukatlık yapabileceğine karar vermişti. Ancak Ankara 14. İdare Mahkemesi, Anayasa Mahkemesinin hakkında ihlal kararı verdiği KHK’lı Ceza Hukukçusu Yrd. Doç. Dr. Günal Kurşun’un Büyükada Davası’nda 1 yıl 13 günlük kesinleşmemiş cezasını gerekçe göstererek ruhsat başvurusunu reddetmişti.

İdare mahkemesi AYM’nin KHK’lı avukatla ilgili ihlal kararını yok saydı

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Bir aylık hamile akademisyen Emel Top Bayraktar tutuklandı

Hamile bir kadın daha tutuklandı. Bingöl Üniversitesinde çalışan ve hamile olduğunu yeni öğrenen Emel Top Bayraktar tutuklanıp cezaevine gönderildi.

BOLD ÖZEL – Üç yıldır Bingöl Üniversitesinde araştırma görevlisi olarak çalışan Emel Top Bayraktar (29) 8 Nisan’da tutuklanıp Bingöl M Tipi Cezaevine gönderildi. 7 Nisan’da gözaltına alınan Bayraktar bir gece nezarethanede kaldıktan sonra ertesi gün tutuklandığı öğrenildi.

HAMİLE OLDUĞUNU YENİ ÖĞRENDİ

Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan Emel Top Bayraktar’ın, kendileriyle ilgilendiğini söyleyen üniversite öğrencilerinin ifadeleri ve Bylock kullandığı iddiasıyla tutuklandığı belirtildi. Hamile olduğunu kendisi de yeni öğrenen Bayraktar’ın, elinde resmi bir rapor olmadığı için SEGBİS ile bağlandığı Manisa 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nde hamileliğini söylemedi.

İfadesinde, üniversiteyi çok zorluklarla okuduğunu vurgulayan Bayraktar, “Bu suçlamalar beni ziyadesiyle üzmektedir. Vatanımı, milletimi çok seviyorum. İhanet etmeyi kendime ve kimseye yakıştıramıyorum.” dedi.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0