Bizimle iletişime geçiniz

Ekonomi

Kamu bankalarının döviz açığı 10 milyar doları aştı

Kamu bankaları Ziraat Bankası, Halkbank ve Vakıfbankın döviz açık pozisyonu artmaya devam ediyor. Kamu bankalarının döviz açığı 24 Temmuz itibariyle 10 milyar doları aştı. Döviz açığının özkaynaklara oranı ise yüzde 30,9’a yükseldi.

BOLD – Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, 24 Temmuz itibarıyla üç kamu bankasının toplam döviz açığı 10 milyar 148 milyon doları aştı. Bankaların döviz açığının yasal özkaynaklara oranı yüzde 30,9’a yükseldi.

BÜYÜK KAMU ZARARI OLUŞABİLİR

Sözcü’nün haberine göre Ekonomist Murat Kubilay sosyal medyada yaptığı değerlendirmede, kamu bankalarının döviz pozisyonu açıklarının yasal sermayelerine oranı kanuni sınır olan yüzde 20’nin üzerinde seyrettiğine dikkat çekerek, “Herhangi bir kur artışı halinde büyük kamu zararı oluşabilir ve finansal sistem çatırdayabilir. Tehlikenin farkında mısınız?” dedi.

BANKALAR CİDDİ ZARARA UĞRUYOR

Kamu bankalarının döviz açığı açık ilk kez 26 Haziran’da yüzde 20’lik yasal sınırı aşmış ve 6,7 milyar dolar olmuştu. Döviz pozisyonu rakamı, bilanço içi ve bilanço dışı döviz varlık ve yükümlülüklerinin farkından elde ediliyor. Yükümlülükler varlıklardan fazlaysa açık pozisyon ortaya çıkıyor. Uzmanlar, dolar kurunu belirli bir seviyede tutmak için yapılan satışlar nedeniyle açığın arttığı ve kur artışına paralel olarak açık nedeniyle bankaların ciddi zarara uğradığını belirtiyor.

AŞIMIN İKİ HAFTA İÇERİSİNDE GİDERİLMESİ GEREKİYOR

2006 tarihli BDDK yönetmeliğine göre, yabancı para net genel pozisyon/özkaynak standart oranının azami sınırının aşılması halinde, bankalar aşımın nedenlerini BDDK’ye belirli bir süre içinde bildirmek zorunda. Haftalık oranlarda oluşabilecek aşım tutarının takip eden iki hafta içinde giderilmesi zorunlu. Yönetmeliğe göre, bir takvim yılı içerisinde haftalık oranlarda, giderilen aşımlar dahil altı defadan fazla aşım gerçekleştirilemiyor.

NASA’dan Salda Gölü ile Mars Jezero Krateri kıyaslaması

Dünya

Almanya’da enflasyon sıfırın altına düştü

Salgın döneminde Türkiye dahil pekçok ülkede enflasyon yükselirken Almanya’da oran, dört yıldan bu yana ilk kez sıfırın altına düştü.

BOLD – Almanya’da enflasyon oranı son dört yıldan bu yana ilk kez eksi seviyelerde. Federal İstatistik Dairesi’nin açıkladığı geçici verilere göre Almanya’da Temmuz ayında enflasyon -0,1 seviyesine geriledi.

Almanya’da eksi enflasyon en son Nisan 2016’da görülmüştü. Federal İstatistik Dairesi enflasyondaki düşüşün sebeplerinden birinin 1 Temmuz 2020’den itibaren yürürlüğe giren KDV indirimi olduğunu açıkladı.

KDV İNDİRİMİNİN ETKİSİ

Almanya’da hükümet, koronavirüs salgınında tüketimi artırmak amacıyla 1 Temmuz – 31 Aralık dönemi için KDV indirimi kararı aldı. Yüzde 19 olan KDV yüzde 16’ya, bazı temel ürünleri kapsayan indirimli KDV oranı yüzde 7’den yüzde 5’e çekildi.

Uzmanlar KDV indiriminin etkisini gösterdiği görüşünde. Commerzbank’ın iktisat uzmanlarından Marco Wagner, “Her ne kadar çok kesin bir hükme varmak zor olsa da görünen o ki işletmeler ve hizmet sağlayıcılar KDV indirimini büyük ölçüde müşteriye yansıtmış durumda” değerlendirmesinde bulundu.

Ancak Wagner enflasyonun Ağustos’ta yeniden artı seviyeye ulaşabileceğini belirtti ve artan petrol fiyatlarının buna neden olabileceği tahmininde bulundu.

Ekonomist Seyfettin Gürsel uyardı: Türkiye hiç tecrübe etmediği bir yoksullaşma sürecine girdi

Okumaya devam et

Ekonomi

Ekonomist Seyfettin Gürsel uyardı: Türkiye hiç tecrübe etmediği bir yoksullaşma sürecine girdi

Ekonomi profesörü Seyfettin Gürsel, koronavirüs sürecinin ekonomiye ‘tsunami’ etkisi yaptığını belirtti. “Türkiye toplumu daha önce hiç tecrübe etmediği bir yoksullaşma sürecine girdi. Çok sayıda ailenin 2019 gelir düzeylerini yakalayabilmeleri büyük olasılıkla iki yıl alabilir’ dedi.

BOLD – İşsizlikteki artışa dikkat çeken Gürsel, “Bir yanda 2.5 milyon insan işinden olmuş ama iş aramıyor ve ezici çoğunluğu devlet desteğinden yoksun. Diğer yanda 5 milyon küsur kişi sözde istihdamda ama son derece düşük desteklerle idare etmeye çalışıyor” ifadesini kullandı.

Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BETAM) Direktörü Prof. Dr. Seyfettin Gürsel, ekonomi ve işsizlik rakamlarıyla ilgili uyarılarda bulundu.

Sözcü gazetesine konuşan Gürsel, “Yegane umut, salgında ikinci bir dalga yaşanmadan ekonominin nispeten toparlanması. Ciddi makroekonomik sorunlar birikiyor. Yoksullaşmanın eğitim, sağlık gibi beşeri sermaye alanlarında neden olacağı yan etkilerden kaçınmak mevcut koşullarda ne yazık ki mümkün görünmüyor” dedi.

Gürsel, şunları söyledi:

5 MİLYON KİŞİ DÜŞÜK DESTEKLERLE İDARE EDİYOR

– Pandeminin iş gücü piyasalarına olan etkisinde tepe noktasını gördük mü? Önümüzdeki süreçte
nasıl bir görünüm öngörüyorsunuz?

Son rakamlara göre kısa çalışma ödeneğinden yararlananların sayısı 3.5 milyondu. Bunların çoğu fiilen çalışmıyordu. Ücretsiz izne çıkarılanların sayısı da 1.7 milyonu buldu. Bunlar tanım icabı hiç çalışmıyordu. Sonuç olarak 5.2 milyon kişi istihdamda görünüyor ama aslında potansiyel işsizler. Önümüzdeki aylarda fiili işsizliğin nereye gideceği büyük ölçüde bu potansiyel işsizlerin akıbetine bağlı. Bir yanda 2.5 milyon insan işinden olmuş ama iş aramıyor ve ezici çoğunluğu devlet desteğinden yoksun. Diğer yanda 5 milyon küsur kişi sözde istihdamda ama son derece düşük desteklerle idare etmeye çalışıyor.

TÜRKİYE YOKSULLAŞMA SÜRECİNE GİRDİ

– Peki, bu milyonların aileleri daha ne kadar süre dayanabilirler?

Türkiye toplumu daha önce hiç tecrübe etmediği bir yoksullaşma sürecine girdi. Yegane umut, salgında ikinci bir dalga yaşanmadan ekonominin nispeten toparlanması. Ciddi makroekonomik sorunlar birikiyor. Çok sayıda ailenin 2019 gelir düzeylerini yakalayabilmeleri büyük olasılıkla iki yıl alabilir. Yoksullaşmanın eğitim, sağlık gibi beşeri sermaye alanlarında neden olacağı yan etkilerden kaçınmak mevcut koşullarda ne yazık ki mümkün görünmüyor.

İŞSİZLİK TSUNAMİYE DÖNÜŞTÜ

– Yazılarınızda söz ettiğiniz ‘buharlaşan işsizler’ nasıl oluştu?

Geçen yılın sonlarından itibaren, işgücü piyasasında sıra dışı bir gelişmeyle karşılaştık. İstihdam azalırken, işsiz sayısı da azalmaya başladı. Aralık-şubat döneminde tarım dışı istihdam net 306 bin kayıp yaşadı, işsiz sayısı ise 296 bin azaldı. Corona şoku ise bu sıra dışı gelişmeyi adeta bir tsunamiye dönüştürdü. Mart ve nisanda tarım dışı istihdam kaybı 1.9 milyonu aştı, tarım dışı işsiz sayısı 80 bin kişilik artış kaydetti. 2.3 milyon net istihdam kaybı gerçekleşirken, işsiz sayısı 200 bin azaldı, tabiri caizse, 2.5 milyon işsiz buharlaştı.

5 AYDA ÖNEMLİ MİKTARDA İNSAN SERMAYESİNİ YİTİRDİK

– Muazzam bir rakam, bu işsizler nereye kayboldu, TÜİK bu konuda ne diyor?

TÜİK hane halkı işgücü istatistikleri elbette insanları buharlaştıramaz. Her şeyden önce istihdamda olanlar ile iş arayanların toplamı olan iş gücünün çalışabilir nüfus içindeki payı hızla düşüyor. İş gücüne katılma oranı nisanda yüzde 47.5’e gerileyerek, 8 yıl geriye gitti. Özellikle iş gücüne kadınların güçlü katılımı sayesinde Mart 2019’da yüzde 53.5’e kadar yükselmişti. Türkiye önemli miktarda insan sermayesini son 5 ay içinde yitirdi. Ne kadar zamanda geri alacağı da belli değil. TÜİK istatistiklerinin ayrıntılarına girildiğinde bu soruya kısmen yanıt vermek mümkün.

İş bulma ümidi olmadığı için iş aramayanlar var. Sayıları aralıktan nisan ayına kadar 800 binden 1.3 milyona çıktı. Bir de çalışmaya hazır ama “çeşitli ailevi nedenlerle” iş aramayanlar var ki; çoğu kadınlardan oluşuyor. Sayıları aynı dönemde 1.7 milyondan 3.1 milyona yükseldi. 15-24 yaş arası “ne eğitimde ne işte” olan, iş de aramayan gençler var. Bunların sayısı yaklaşık 3 milyondan 3 milyon 400 bine çıktı. Toplarsak beş ayda iş aramadığı için işsiz olarak kayda geçmeyen 2.3 milyon kişi var. Sonuçta, tahmini hesaplarla tarım dışı işsizlik oranı yüzde 22-23’e yaklaşıyor.”

Avrupa ve Almanya’da tarihi küçülme

Okumaya devam et

Dünya

Avrupa ve Almanya’da tarihi küçülme

Kovid-19’un ekonomik etkilerine ilişkin sonuçlar gelmeye başladı. Avrupa ve Almanya, hesaplama tarihinin en büyük küçülmesini yaşadı.

BOLD – Avrupa Birliği (AB) ekonomisi, Kovid-19 salgını nedeniyle bu yılın ikinci çeyreğinde bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 11.9, 2019’un ikinci çeyreğine göre de yüzde 14.4 küçüldü.

Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat), AB ve Avro Bölgesi’nin bu yılı ikinci çeyrek büyüme oranlarına ilişkin öncü verileri yayınladı.

Buna göre, 19 üyeli Avro Bölgesi’nde mevsimsellikten arındırılmış gayri safi yurt içi hasıla (GSYH), bu yılın ikinci çeyreğinde bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 12.1, 2019’un aynı dönemine göre de yüzde 15 geriledi.

GSYH, ikinci çeyrekte birinci çeyreğe kıyasla İspanya’da yüzde 18.5, Fransa’da yüzde 13.8, İtalya’da yüzde 12.4, Almanya’da yüzde 10.1, Belçika’da yüzde 12.2, Avusturya’da yüzde 10.7, Portekiz’de yüzde 14.1 oranında geriledi.

Böylece, AB ve Avro Bölgesi’nde söz konusu büyüme verilerinin ölçümüne başlanan 1995 yılından beri en sert düşüş ölçüldü.

Öte yandan, birinci çeyrekte Avro Bölgesi yüzde 3.6, AB de yüzde 3.2 küçülmüştü.

ALMANYA’DA TARİHİ KÜÇÜLME

‘Korona’ krizi nedeniyle Alman ekonomisinde tarihi küçülme yaşandı. Ülkede milli gelir ikinci çeyrekte ilk çeyreğe göre yüzde 10.1 küçüldü. Önceki yılın aynı dönemine göreyse küçülme yüzde 11.7.

Türkiye’nin de en önemli ticaret ortaklarından, Avrupa’nın en büyük ekonomisi Almanya’da ikinci çeyrekte ihracat ve ithalatın yanı sıra tüketim giderleri ve şirket yatırımları da ciddi oranda düştü. Buna karşılık kriz sırasında devletin tüketim giderleri arttı.

Söz konusu küçülme, milli gelir hesaplamalarının başladığı 1970 yılından bu yana, bir yılın çeyreğinde yaşanan en büyük küçülme oldu.

Bir önceki yılın aynı dönemiyle karşılaştırıldığında ise, yüzde 11.7’lik küçülme söz konusu. Şu ana kadar kayıt altına alınan, bir önceki yıla göre en büyük gerileme, 2009’un ikinci çeyreğindeki yüzde 7.9’luk küçülme olmuştu.

TOPARLANMA BEKLENTİSİ YÜKSEK

Söz konusu verileri değerlendiren ekonomist Alexander Krüger, şöyle konuştu: “Üstesinden gelinemeyen corona pandemisi çerçevesinde konjonktüre güven duymak için temkinli olmakta fayda var. İstihdam alanlarının yok olması ve iflas tehlikeleri sürüyor. ABD-Çin anlaşmazlığı da durumu kötüleştiriyor.”

Alman ekonomisinin yakın gelecekte toparlanacağı tahmininde bulunan Krüger, “Toparlanmaya rağmen ekonomi ‘korona’ öncesi seviyeye kolay kolay dönemeyecek. Karantina önlemleri nedeniyle gerilemelerin yaşanmasını hesaba katmak gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Okumaya devam et

Popular