Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Koronavirüs nedeniyle marta kadar 100 bin insan ölebilir

Koronavirüs nedeniyle Türkiye genelinde ölümlerin hızla arttığına dikkat çeken CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel, mart ayına kadar bu şekilde devam ederse 100 binin üzerinde insanın öleceğini savundu. 

BOLD – Tıp doktoru olan CHP’li Mustafa Adıgüzel, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla Sağlık Bakanlığının açıkladığı verilerin doğruyu yansıtmadığını yineleyerek, 3 büyük ilin vefat sayılarını açıkladı. Adıgüzel’in açıkladığı verilere göre; İstanbul’da 11 bin 600, İzmir’de 2 bin 87, Ankara’da 2 bin 923 kişi yaşamını yitirdi. Adıgüzel, bu şekilde devam ederse mart başına kadar 100 binin üzerinde insanın hayatını kaybedebileceğini kaydetti.

ÇOK KÖTÜ BİR SÜREÇ YAŞANACAK GİBİ

Sözcü yazarı Aytunç Erkin’e konuşan Adıgüzel’in “Pandemide gelinen nokta 20 günlük tam kapatmayı gerektirmektedir. Salgının başından beri en kötü günleri yaşamaktayız. Dünya Sağlık Örgütü üçüncü bir dalgadan söz etti. Mart başına kadar çok daha kötü bir süreç yaşanacak gibi görünüyor” dedi.

ÖLÜM RAPORUNA BULAŞICI HASTALIK YAZILIYOR

Sağlık Emekçileri Sendikası’nın üyelerinden, büyükşehir belediyeleri ve CHP’li belediyelerden aldığı verilerle konuştuğunu belirten Adıgüzel, “Şu anda sadece 3 ilin cenaze sayısı 24 Kasım için İstanbul 211, İzmir 73, Ankara 31 olmak üzere toplam 315. Pandemi toplamında ise İstanbul 11 bin 600, Ankara 2 bin 923, İzmir 2 bin 87 olmak üzere 16 bin 610… Bu sayıların doktor onaylı sadece pozitif sayılar olduğunu bilmenizi isterim. Çünkü ölüm raporu bildiriminde ‘bulaşıcı hastalık’ kodunu girebilmek için test pozitif şartı var. Yoksa site engelliyor, seçenek vermiyor” dedi.

GÜNLÜK ÖLÜM BİNİN ALTINDA DEĞİL

Günlük pozitif vefat sayılarının 800’den, pandemi süreci boyunca da 50 binden aşağı olmadığını belirten Adıgüzel, “Bir de bu pozitif cenazelerden hariçler var. Bu sayıdan daha fazla olmak üzere testi Kovid-19 negatif ölümleri ve bilerek ya da idari mobbing ile bulaşıcı hastalık girişi yapılmayan Kovid-19 ölümleri var ki, bu cenaze sayılarından daha da yüksek. Bu durumda sayılara testi negatif Kovid ilişkili ölümleri de eklediğimizde cenaze sayısının Türkiye ölçeğinde günlük binin, pandemi toplamında da 100 binin altında olmadığını görüyoruz” dedi. Mart başına kadar böyle devam ederse 100 binin üzerinde insanın yaşamını kaybetme riski bulunduğunu aktaran Adıgüzel, 20 günlük tam kapatmanın şart olduğunu kaydetti.

Tutuklu gazeteci Harun Çümen: “Koğuşta 25 fare öldürdük çıldırmak üzereyiz”

Gündem

Gülenistlerin birbirleriyle evlenmeleri de suç kapsamına girdi

Gülen Hareketi’ne yönelik soruşturmalarda gözaltına alınanlara sorulan şablon sorulardan biri “eşinle seni kim tanıştırdı” sorusu. İlk bakışta anlamsız gelen bu soru, günümüz Türkiye’sinde binlerce kişinin tutuklanmasına neden oldu. 26 Ocak sabahı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla yapılan ve 19 kişinin gözaltına alındığı “evlilik yapılanması” isimli polis operasyonu da bunlardan biriydi.

BOLD – Operasyonda gözaltına alınan 19 kişiye Ankara Başsavcılığı tarafından yöneltilen suçlama “evlilik yapılanması üyesi olmak” şeklinde açıklandı. Savcılığa göre bu kişiler bekar Gülenistlerin evlenmesini sağlayarak suç işlemişlerdi.

Savcılığın açıklamasında şöyle dendi:

“FETÖ’nün güncel izdivaç yapılanmasına yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında; dosya şüphelilerinden bir kısmının etkin pişmanlık hükümleri çerçevesinde alınan ifade ve teşhislerinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı olduğu belirtilen sivil 19 şüpheli hakkında Ankara merkezli 13 ilde gözaltı kararı verilmiştir.”

MİT’İN GÜLENİST BELİRLEME KRİTERLERİ

Turkishminute’nin haberine göre evlilik konusu Milli İstihbarat Teşkilatı’nın, Gülen Hareketi takipçilerini tespit etmek için belirlediği kriter listesindeki maddelerden biri. Özürlü çocuk sahibi olmak da kriter listesindeki maddelerden. MİT’e göre Gülen hareketi takipçileri dindar oldukları için özürlü çocukları doğacağını fark ettiklerinde kürtajla bebeği aldırmıyorlar.

Bir başka kriter ise, evlendikleri kişiyle nasıl tanıştıklarına ilişkin sorgu. Eğer evlendikleri kişiyle tanışmalarını sağlayan kişi de bir Gülenist ise bu durumda ailenin tüm üyeleri Gülen hareketi takipçisi sayılıyor.

Toplumsal olarak alt seviyelerden gelip üst seviyelere tırmanmak da kriterlerden bir diğeri. Örneğin, ailesinde hiç üst düzey bürokrat ya da subay bulunmayan ve köyde büyümüş biri hayatının ilerleyen dönemlerinde üst düzey bürokrat, diplomat ya da subay olmuşsa, bu durum Gülenist olma kriterlerine uyuyor.

Yurt dışı eğitim, yabancı dil bilme de kriterlerden. MİT’in çizdiği Gülenist prototipine göre, Gülenistler hayatlarının bir döneminde yurt dışında eğitime gidiyor ve dil becerileri de Türkiye ortalamasının üzerinde. Bu durumdaki özellikle devlet memurları MİT’in kriterleri kapsamına giriyor.

Gülen hareketine yakın işadamlarına ait Bankasya’da hesabı bulunmak gibi uzayan kriterler listesindeki üç kriteri karşılayanlar savcılıklar tarafından Gülenist olarak niteleniyor ve tutuklama talep ediliyor.

POLİS EVLİLİK HİKAYELERİNİ RAPORLAŞTIRIYOR

İçişleri Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de 550 bin kişi hakkında Gülen Hareketi takipçisi oldukları gerekçesiyle soruşturma başlatıldı. Bugüne dek 170 bin kişi çeşitli sürelerde tutuklandı. Halen cezaevlerinde 30 bine yakın kişi var ve on binlerce dava da devam ediyor.

Gözaltına alınan tüm Gülen hareketi takipçilerine sorulan ve “şablon sorular” olarak adlandırılan bir liste var. “BankAsya’ya para yatırdın mı, herhangi bir Gülen okuluna gittin mi” gibi soruların yanında “Eşinle nasıl tanıştın, kim tanıştırdı” sorusu da yer alıyor. Yargılananların evlilik hikayesi de polis sorgusunda dosyaya yazılıyor.  Hala geleneksel evliliklerin yaygın olduğu Türkiye’de bu soru garip karşılansa da Gülen hareketi takipçileri için tutuklanma nedeni.  Evlilik hikayesinde ismi geçen kişilerden biri Gülen hareketi takipçisiyse, savcılıklar bunu “örgüt talimatıyla evlilik” kapsamına sokuyorlar.

Yüzbinlerce gönüllüden oluşan Gülen Hareketi üyelerinin eğitim seviyesi açısından Türkiye’nin en eğitimli grubunu oluşturuyor. Hareketin üyelerinin yüzde 90’ından fazlası üniversite mezunu. Türkiye’nin üniversite mezunu nüfus ortalaması yüzde  %13,9, hiç okula gitmemişlerin oranının  %10,5 düzeyinde.

Gülenistler için bu sorguyu anlamak ilk zamanlar oldukça güç oldu. Semra Polat da benzer sorgudan geçen isimlerden biri. Spor öğretmeni olan Semra Polat, 2017 yılında gözaltına alındığında bu kriterlerden habersizmiş. 15 Temmuz başarısız darbe girişiminden sonra getirilen kriterler doğrultusunda sorgulanan Polat’a da eşiyle nasıl tanıştığı sorulmuş. Polat, bu soruları anlamsız bulduğunu ve tepki gösterdiğini söylüyor. Ancak ilerleyen dönemlerde evlilikleri de karşılarına suç unsuru olarak çıkartılan Gülenistler, artık gözaltına alındıklarında özel hayatlarıyla ilgili sorularla karşılaşacaklarını biliyor.

Evlilikle ilgili kriterler en sert olarak Türk Silahlı Kuvvetleri’nde uygulandı. Milliyet Gazetesi’nde 23 Şubat 2017’de yayınlanan ve Ankara Cumhuriyet Başsavcı vekili Necip Cem İşçimen’in raporuna dayandırılan habere göre, eşi doktor ya da hakim gibi mesleklerden olan subaylar, Gülenist olarak listelendi. Savcılığa göre bir subayın hakim ya da doktorla evlenmesi hayatın olağan akışına uygun değil.

GÜLENİSTLERE ÖZEL SUÇ KRİTİRLERİ

Yaklaşık 6 yıldır yoğun baskı altında bulunan ve sosyal hayattan dışlanan Gülenistlerin birbirleriyle evlenmeleri ya da aynı evde yaşamaları örgütsel faaliyet olarak değerlendiriliyor. Son iki yıldır öğrenci evlerine yapılan polis baskınlarına “yeniden yapılanma”, evliliklerle ilgili soruşturmalara ise “izdivaç yapılanması” ismi veriliyor.

Okumaya devam et

Gündem

Kaçırılan Gökhan Güneş işkenceyi anlattı: Darp edip elektrik verdiler

Kaçırıldıktan 6 gün sonra evine dönen Gökhan Güneş yaşadıklarını anlattı. Darp edildiğini ve elektrik verildiğini belirten Güneş, tecavüz ve mezara sokmayla tehdit edildiğini söyledi. Güneş ayrıca kendilerine “Biz bilinmeyenleriz” diyen kişilerce kaçırıldığını açıkladı.

BOLD –  İstanbul’da 20 Ocak günü kaçırılan Gökhan Güneş, kayıp olduğu 6 günle ilgili bilinmeyenleri anlattı. İnsan Hakları Derneği’ndeki basın toplantısında Güneş, kendilerine “Biz bilinmeyenleriz” diyen kişilerce kaçırıldığını söyledi. Güneş ayrıca darp edildiğini, tecavüz ve mezara sokmayla tehdit edildiğini anlattı.

DAYAK, ELEKTRİK, TECAVÜZ TEHDİDİ

Kronos’un haberine göre kendisine elektrikli işkence yapıldığını söyleyen Güneş, tecavüz tehdidi ile karşı karşıya kaldığını, çıplak şekilde darp edildiğini belirtti. Güneş, “Direnmek istediğimde elektroşok ile elektrik verdiler. Kaba dayak, ayakta elektrik, mezara sokma ve tecavüz tehdidi gibi işkence yöntemleri uygulandı. İşbirliği olma gibi teklifleri oldu” dedi.

“GÖRÜNMEYENLER”

Güneş, kaçırılma anını ve sonrasında yaşananları şöyle anlattı:

“Otobüse bindim. Durakta bekleyen ortalama 4 kişi falan vardı. ‘Buraya bakar mısın’ dediler. Arkamı döndüğümde üzerime çullandılar. Sayıları daha sonra attı. Araca bindirmeye çalıştılar. Direndim. Daha sonra elektroşok ile elektrik verdiler. Kendime geldiğimde arabadaydım. Kafamda siyah çuval vardı. Sonra araba değişikliği yaptılar. Beni bir yere götürdüler. Neresi olduğunu görmedim, belirtilmedi. Sistematik olarak işkence yaptılar. Elektrik verme, kaba dayak ve soğuk suyla ıslatarak şiddet uyguladılar. Bazı anlarda ‘mezar’ dedikleri bir bölüm var. Tehdit ve teklifler ile çıkabiliyorsunuz. Bu süre böyle geçti. ‘Bizimle çalışır mısın’ gibi teklifleri oldu. Benim onlara ‘Herhalde istihbaratçısınız’ sözlerim üzerine ‘Evet’ ya da ‘Hayır’ demediler. ‘Biz görünmeyenleriz’ şeklinde söylemleri oldu hep.”

“GÖZÜMÜ BANTLA SARDILAR BIRAKTILAR”

Eve dönme anlarını da anlatan Gökhan Güneş, “Gözümü açtıktan sonra fark ettim, ‘gözünü açma sadece ileriye doğru yürü’ dediler. Gözümü bantla sarmışlardı. Sabah erkenmiş, akşam sanıyordum. Bir taksiye binerek ailemin evine geldim. Bu saldırıların sosyalist kimliğim nedeniyle olduğunu düşünüyorum” dedi.

İHD BAŞKANI TÜRKDOĞAN: İŞKENCE SUÇTUR

İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ise Güneş’in kaçırılmasıyla ilgili, “İşkence suçunu işleyenlerle ilgili bazı özel yasalar var biz kendini bazı yasal korumalar altında hissedenlerin bu suçu işlediğini düşünüyoruz. En problemli kanun MİT Kanunu, MİT’in sınırsız yetkiyle, insanların özgürlüklerini kısıtlayarak iç güvenliği sağlaması mümkün değil.” ifadelerini kullandı.

Okumaya devam et

Gündem

Selçuk Özdağ Bahçeli’nin “kendini dövdürdü” iddiasını yargıya taşıyor

MHP lideri Devlet Bahçeli ve Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ arasındaki “dayak” polemiği yargıya taşınıyor. Bahçeli’nin yaşadığı saldırıyı kendisinin düzenlediği iddialarına yanıt veren Özdağ, suç duyurusunda bulunacağını açıkladı.

BOLD – MHP lideri Devlet Bahçeli, Selçuk Özdağ’ın uğradığı saldırı için “Bildik bir numara” dedi. Ödağ ise Bahçeli’nin sözlerine “Deli saçması” cevabı verdi. Özdağ, iddiaları sebebiyle Bahçeli hakkında suç duyurusunda bulunma kararı verdi.

BAHÇELİ’YE SUÇ DUYURUSU

Birgün’de yer alan habere göre Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin evinin önünde uğradığı sopalı ve silahlı saldırıya ilişkin, “Sicili kabarık bir siyasetçinin evinin balkonuna kamera yerleştirip kavga anını kayda aldırması sonra da dönüp masumiyet pozuna bürünmesi, bununla da yetinmeyip ‘Bana saldırdılar’ çığırtkanlığına tevessül etmesi bildik bir numaradır” ifadelerine yanıt veren Özdağ, “Bu iddialar deli saçması. Yarın Bahçeli hakkında suç duyurusunda bulunacağız. Suçluluk psikolojisi içerisindeler” şeklinde konuştu.

T24’e konuşan Özdağ’ın açıklaması şöyle:

“Bu iddialar deli saçmasıdır. Sayın Bahçeli’ye düşen görev savcılığa başvurmaktır. Suçluluk psikoloji içerisindeler, telaş içerisindeler. Çaresizliğin ve mağlubiyetlerinin göstergesi. Biz böyle alçaklıkları yapmayacak, yaptırmayacak kadar delikanlı insanlarız. Sayın Bahçeli nereden öğrenmiş balkondan benim görüntüleri çektirdiğimi. Kendisi devlet içinde devletse buyursun ispat etsin.

Okumaya devam et

Popular