Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Karşılıklı hakaretler ve suçlamalar unutuldu: Macron ile Erdoğan yeniden görüşüyor

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu akşam video konferans yoluyla görüşme gerçekleştirecek. İki lider son olarak Eylül ayında bir görüşme gerçekleştirmişti.

BOLD – Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine düzenlediği askeri operasyondan bu yana yaşanan derin diplomatik anlaşmazlıklar nedeniyle gerginleşen Ankara-Paris ilişkisinde yumuşama adımları atılıyor. Fransa ve Türkiye liderleri, eylül ayından bu yana Paris-Ankara hattında artan diplomatik gerginliğin ardından ilk kez görüşecek.

Beş ay sonra video konferans aracılığıyla yapılacak bu ilk görüşmede iki ülke arasında krize yol açan pek çok konu ele alınacak.

Elysee Sarayı’ndan yapılan açıklamada, iki liderin görüşmesinde öncelikli olarak ikili ilişkiler, bölgesel sorunlar ve Avrupa Birliği ile ilişkiler ele alınacak.

Görüşme, Türkiye ile Fransa arasında Libya, Suriye, Doğu Akdeniz veya Paris’in ‘İslam dininin Fransa’ya uyarlanması’ girişimi ile ‘Türkiye’nin Fransa’daki Müslümanlar üzerindeki etkisi’ gibi çeşitli konularda çatışma yaşanan derin diplomatik anlaşmazlıkların gölgesinde gerçekleşecek.

“MACRON’UN ZİHİNSEL TEDAVİYE İHTİYACI VAR”

Ankara-Paris hattındaki gerginlik, Macron’un, Hz. Muhammed ile ilgili karikatürleri ‘ifade özgürlüğü’ bağlamında değerlendirmesi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da “Bu zatın İslam ile Müslümanlar ile derdi nedir? Macron’un zihinsel olarak tedaviye ihtiyacı var.” ifadeleri ile Ekim ayında en tepe noktaya ulaşmıştı.

Ayrıca Erdoğan, Macron’un ‘Fransa İslamı’ söylemi ve ‘İslam’ın yapılandırılmasından söz etmesi’ üzerine, “Bu sözler hadsiz ve edepsizliktir. Sen kim oluyorsun ki İslam’ın yapılandırılması sözünü ağzına alabiliyorsun” ifadelerini kullandı.

Erdoğan Türk vatandaşlarını Fransız ürünlerini boykot etmeye çağırmış ve Fransa Cumhurbaşkanı’nı ‘İslamofobi’ ile suçlamıştı. Buna karşın Paris, istişareler için Ankara’daki büyükelçisini geri çağırmıştı.

Galatasaray’da ders veren öğretim görevlileri de siyasi tartışmaların ortasında kaldı. Hatta sınır dışı edilme ihtimalleri de bulunuyor. Türkiye, Galatasaray’da ders veren yabancı eğitimcilerden B2 seviyesinde Türkçe bilmesini istiyor.

İLK ÇATLAK BARIŞ PINARI HAREKATI İLE ORTAYA ÇIKTI

İki ülke arasındaki ilişkiler Türkiye’nin 2019 sonbaharında Suriye’nin kuzeyine düzenlediği Barış Pınarı Harekatı ile bozulmaya başladı. Macron, dönemin ABD Başkanı Donald Trump’ın harekata karşı çıkmaması ve konunun ittifak içerisinde istişare edilmemesi üzerine “NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti” ifadelerini kullandı.

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Zirvesi öncesi Macron’un açıklamalarına, “Türkiye’yi NATO’dan çıkarmak, çıkarmamak… Bu senin haddine mi? Böyle bir şeyin kararını senin verme yetkin var mı? … Sayın Macron bak, Türkiye’den sesleniyorum, NATO’da da söyleyeceğim, önce sen kendi beyin ölümünü bir kontrol ettir. Çünkü bu ifadeler ancak senin türündeki beyin ölümü gerçekleşmiş olanlara yakışır” diye karşılık verdi. Erdoğan’ın bu sözleri o dönem Elysee Sarayı’nda büyük rahatsızlık oluşturdu.

DOĞU AKDENİZ, LİBYA VE DAĞLIK KARABAĞ

İki ülke arasındaki ihtilaflı meselelerden bir diğeri de Doğu Akdeniz. Türkiye’nin Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile Doğu Akdeniz’de hidrokarbon kaynaklarını arama faaliyetleri ile ilgili yaşadığı krizde Paris, açık bir şekilde Yunanistan ve Rum tarafını destekledi.

Bölgeye uçak gemisi, fırkateynler ve savaş uçakları göndererek Yunanistan ve Rum Kesimi’nin yanında olduğunu net bir şekilde gösterdi.

Aralık ayında, Avrupa ülkeleri, Doğu Akdeniz’deki ‘tek taraflı’ sondaj faaliyetleri nedeniyle Ankara’ya yaptırım kararı aldı. Bu kararın başını Fransa çekti. Ancak AB’yi ikiye bölen karar daha sonra ertelendi.

Türkiye, Libya’da Trablus merkezli hükümetin yanında yer alırken Fransa lideri Macron, Halife Hafter’i destekledi. Macron, Ankara’nın Trablus hükumetine BM silah ambargosuna rağmen silah gönderdiğini açıkladı.

İki ülke savaş gemileri, Akdeniz’de karşı karşıya geldi. Fransa, Türk fırkateyninin bir savaş gemisine radar kilidi attığını açıkladı. Konu NATO’ya kadar taşındı.

Keza Ankara, Dağlık Karabağ’daki Ermenistan ile silahlı çatışmada Azerbaycan’ı destekledi Fransa ise Erivan’a güçlü destek sundu.

Hatta Fransa Senatosu, bağlayıcı olmayan, Erivan lehine bir kararla, ‘Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını’ tanıdı.

Fransa Cumhurbaşkanı ayrıca Türkiye’yi, Suriye’den militanları Dağlık Karabağ’daki savaşa götürmekle itham etti, Türkiye ve Azerbaycan ise buna sert tepki gösterdi.

Ankara ve Bakü, Fransa’nın ‘tarafsız olmayan duruşu’ nedeniyle Minsk Grubu’ndaki ara bulucu rolünü tartışmaya açtı.

‘YENİ SAYFA’ AÇMA SÖYLEMİ

ABD’de Başkan Joe Biden’ın göreve gelmesi ile paralel şekilde AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa Birliği ile ‘yeni bir sayfa’ açmak istediklerini dile getirdi.

Ayrıca, Akdeniz’deki kaynakların kullanımı adına müzakerelere devam etmek için Atina’ya zeytin dalı uzattı.

KARŞILIKLI MEKTUPLAŞMA BUZLARI ERİTTİ

Suriye’den Libya’ya, Doğu Akdeniz’den Fransa İslam’ına şahsi olarak da sert söylemlerle karşı karşıya gelen iki lider, Macron’un Aralık ayında koronavirüse yakalanması nedeniyle mektuplaşmıştı.

Macron, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘geçmiş olsun’ mektubuna ‘Sevgili Tayyip’ başlığıyla yanıt yazmıştı. Erdoğan’ın mektubunda, ikili ve bölgesel konuları konuşma önerisine Macron, “Önümüzdeki günlerde video konferans yöntemiyle olabilir” yanıtını vermişti.

ÜST DÜZEYLİ DİYALOGLAR GÖRÜŞME ZEMİNİNİ HAZIRLADI

Ardından gelen üst düzeyli görüşmeler hem havayı daha fazla yumuşattı hem de liderler arsındaki görüşmenin zemini hazırladı.

Dışişleri Bakanları Mevlüt Çavuşoğlu ve Fransa Dışişleri Bakanı Jean Yves Le Drian, Türkiye’ye yaptırım uygulaması beklenen AB’nin 10 Mart zirvesinden önce telefonda görüştü. Aylar süren gergin açıklamaların ardından ilk ılımlı açıklamalar bu görüşmeden sonra geldi. Türkiye’ye yaptırım ve Türkiye-AB ilişkilerinin yeniden gözden geçirilmesi konusu 24 Mart zirvesine ertelendi.

Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın, Macron’un diplomasi baş danışmanı Emmanuel Bonne ile telefonda görüşerek, liderlerin yapacağı video konferansa ön hazırlık yaptı.

Şubat ayı başında Atlantik Konseyi’ne konuk olan Emmanuel Macron, “Türk Cumhurbaşkanı’nın ses tonundaki değişmeden çok mutlu olduğunu” belirterek, “Şimdi Suriye ve Libya’daki Türk askerlerinin geri çekilmesi, Dağlık Karabağ’da gerilimin azaltılması gibi pek çok konuda sonuç elde edeceğimizi umuyorum” dedi.

BM araştırma komisyonu: Suriye’de savaşan bütün gruplar savaş suçu işledi

Dünya

İnsan Hakları İzleme Örgütü: Uygur bölgesinde insanlığa karşı suç işleniyor

İnsan Hakları İzleme Örgütü yeni hazırladığı raporda Çin’in Sincan’da Uygurlara yaptığı muamelenin ‘insanlığa karşı suç’ olduğunu belirtti. Örgüt, Birleşmiş Milletler’e araştırma komisyonu kurma çağrısı yaptı.

BOLD – İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ve Stanford Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin hazırladığı ortak araştırma raporunda, Çin’in Uygurlara ve Sincan Özerk Bölgesi’ndeki diğer Müslümanlara yaptığı muamelenin insanlığa karşı suç olduğu kaydedildi.

Araştırma daha önce yayınlanan incelemelere, medyada yer alan haberlere, hükümet belgeleri ve Çin’den gelen diğer verilere dayanarak hazırlandı. Raporun sonuç kısmında, Pekin’in azınlık kültürüne karşı sistematik olarak, kitlesel hapsetme, işkence ve baskı uyguladığı sonucuna varıldı.

Rapor, Çin Hükümeti’ni insan öldürme, işkence, alıkoyma, bireysel özgürlüklerden mahrum bırakma, cinsel şiddet, fiziksel ve psikolojik eziyet, belli bir etnik/dini azınlığa yönelik işkence ve zorla kaybolma gibi Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma Statüsü’nün 7’nci maddesinde listelenen hemen hemen tüm suçları işlemekten sorumlu tutuyor.

“ARAŞTIRMA KOMİSYONU KURULMALI”

Raporun yazarları, Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi’ne bölgede bir araştırma komisyonu kurma çağrısı yaptı. Raporda “Bu araştırma komisyonu gerçekleri tespit etme, faillerin kimliklerini ortaya koyma ve yaptıklarından sorumlu tutulmalarına ilişkin önerilerde bulunma yetkisine sahip olmalı” denildi. Söz konusu komisyonun uluslararası insani devletler hukuku ve insanlığa karşı suç, etnik ve dini azınlık hakları ve toplumsal cinsiyet alanında alanında uzmanlaşmış ve tanınmış kişilerden oluşturulması gerektiği belirtildi.

Raporda, Sincan’da olan bitenle ilgili güncel veriler de paylaşıldı. Buna göre 2017 yılından bu yana, bu amaçla oluşturulan 300 ila 400 tesiste yaklaşık bir milyon kişinin alıkonduğu belirtildi. Resmi istatistiklere göre, 2017 yılında Çin’de yapılan tutuklamaların yüzde 21’i ülke nüfusunun sadece yüzde 1,5’inin yaşadığı Sincan’da gerçekleşti.

BÖLGEDEKİ CAMİLERİN 3’TE İKİSİNE ZARAR VERİLDİ

Yapılan araştırmada Sincan bölgesinde yetkililerin çeşitli yöntemler kullanarak bölgedeki camilerin üçte ikisine zarar verdikleri öğrenildi. Rapora göre bölgede görevlilerin gözetleme amacıyla yaptığı eylemler, zorla azınlıkların evlerinde geceyi geçirme, aile üyelerinden DNA örnekleri, parmak izleri ve kan örnekleri alınması gibi uygulamaları kapsıyor. Rapor ayrıca, zorla çalıştırma ve çocukların ailelerinden zorla ayırılması gibi uygulamaları da belgeliyor.

ABD, KANADA VE HOLLANDA ‘SOYKIRIM’ DEDİ

Çin’in özellikle Müslüman Uygur Türklerine karşı uyguladığı insan hakları ihlalleri uluslararası saygınlığa sahip insan hakları kuruluşları ve BM’ye bağlı kuruluşlar tarafından defalarca raporlaştırıldı.

ABD’de Donald Trump yönetimi ve Biden yönetimi Çin’in Uygulara karşı politikalarını ‘soykırım’ olarak tanımladı. Kanada ve Hollanda parlamentoları da bu yönde karar aldılar.

ABD ve Avrupa Birliği dahil çok sayıda ülke Çin’e karşı yaptırım kararları aldılar.

Rabia unutuldu: AKP, Meclis’te Türkiye-Mısır dostluk grubu kurulması için teklif verdi

Okumaya devam et

Dünya

İstanbul’daki Afganistan Zirvesi ikinci kez ertelendi

Afganistan’daki barış sürecini desteklemek amacıyla önce 16 Nisan’da İstanbul’da yapılaması planlanan, ardından 24 Nisan- 4 Mayıs tarihleri arasına ertelenen zirve Taliban’ın katılmayacağını açıklamasının ardından ikinci kez ertelendi.

BOLD – Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İstanbul’da 24 Nisan’da başlaması öngörülen Afganistan konferansının Ramazan ayı sonrasına ertelendiğini açıkladı.

Türkiye’nin ev sahipliğindeki Afganistan barış sürecine ilişkin toplantının ilk olarak 16 Nisan’da İstanbul’da başlaması öngörüldü. Taliban’ın itirazı üzerine 24 Nisan-4 Mayıs arasına ertelendi. Ancak özel bir televizyon kanalına konuşan Bakan Çavuşoğlu, bu toplantının ramazan ayı sonuna ertelendiğini duyurdu.

Çavuşoğlu, ‘‘NATO’nun kararlı destek misyonu ve ABD’nin çekilme kararından sonra acele etmeye gerek yok. Baktık ki ertelemek yararlı olacak. Katar, ABD ve BM ile istişareler yaptık’’ dedi. Çavuşoğlu Katar Dışişleri Bakanı ile görüşmesinin ardından konferansı Ramazan sonrasına ve bayram sonrasına erteleme kararı aldıklarını bildirdi. Çavuşoğlu, toplantıya 21 ülke ve 3 uluslararası örgütten temsilcilerin katılacağını söyledi.

Başkan Joe Biden geçen hafta tüm ABD askerlerinin 1 Mayıs’tan başlayarak 11 Eylül’e kadar Afganistan’dan çekileceklerini böylece ABD’nin en uzun savaşının sona ereceğini bildirmişti. Konferans bu gelişmenin ardından Afgan hükümetiyle Taliban arasında bir barış anlaşmasına varılması amacıyla düzenlenecekti.

ABD VE NATO AFGANİSTAN’DAN ÇEKİLDİKTEN SONRA NE OLACAK?

Taliban Afganistan’da 1996’dan ABD işgali ile devrildiği 2001 yılına kadar iktidardaydı. O tarihten bu yana ülkede geniş çaplı bir isyan hareketi yürüten grup, hala geniş bir bölgede kontrol sahibi.

ABD ve NATO güçlerinin ülkeden çekileceklerini açıklaması Afganistan’ın yeniden tam kapsamlı bir iç savaşın eşiğine gelebileceği ve El Kaide militanları için güvenli sığınak olabileceği endişesine neden olmuştu.

Ocak ayında Birleşmiş Milletler’in yayınladığı bir rapor Afganistan’da 500 kadar El Kaide savaşçısının bulunduğunu ve bunların İslamcı terörist gruplarla yakın ilişkiler içinde olduğunu bildirmişti. Taliban ise El Kaide’nin Afganistan’daki varlığını reddediyor.

Biden, Afganistan’dan asker çekme planını açıkladığı sırada ABD’nin tehditleri izleyeceğini, terörle mücadele kapasitesini yeniden organize edeceğini ve ABD’ye Afganistan’dan gelebilecek tehditleri önlemek için önemli kaynaklarını bölgede tutmaya devam edeceğini bildirmişti.

2 BİN KAYIP, TRİLYONLARCA DOLARLIK HARCAMA

ABD, 2001’den bu yana süren tarihinin en uzun süreli savaşında 2 bin askerini kaybetti ve trilyonlarca dolar harcadı.

Geçen yıl Şubat ayında imzalanan anlaşma, Taliban’ın sözlerini tutması halinde tüm askerlerin 14 ay içinde çekilmesini öngörüyordu. Taliban’ın taahhütleri arasında, El Kaide ve diğer militan grupların kontrolleri altındaki bölgede faaliyet göstermesine izin vermemek ve ulusal barış görüşmelerine devam etmek bulunuyordu.

Taliban ise Afgan hükumetiyle görüşmelere başlamak için, esir takası yapılmasını ve binlerce mensubunun serbest bırakılmasını istiyordu.

Eylül 2020’de Doha’da başlayan yüz yüze görüşmelerde önemli bir ilerleme sağlanamadı. Taliban, anlaşma uyarınca uluslararası güçlere saldırılarını durdursa da Afgan hükumetiyle savaşmaya devam etti. Taliban geçen ay, 1 Mayıs’a dek ABD askerleri çekilmezlerse yeniden yabancı güçlere saldıracakları tehdidinde bulunmuştu.

NATO misyonu kapsamında, ABD’nin Afganistan’da yaklaşık 2500 askeri bulunuyor.

ABD İSTİHBARAT RAPORU: TALİBAN TÜM ÜLKEDE İKTİDAR OLUR

Nihai bir anlaşmaya varılmadan yabancı güçlerin ülkeden çekilmesi halinde, Taliban’ın tüm ülkede iktidar olabileceğinden korkuluyor.

Washington’un çekilme planının açıklanması ABD istihbaratının Afganistan’da bu yıl bir barış anlaşması olasılığını düşük gördüğünü açıklamasının ardından geldi. Raporda ABD liderliğindeki koalisyonun desteğini çekmesi halinde Afgan hükumetinin Taliban şiddetiyle mücadele etmesinin zor olacağı uyarısında bulunuldu.

ABD istihbaratının Kongre’ye gönderdiği rapor, Kabil yönetiminin savaş alanında yenilgiye uğramayı sürdürdüğü ve Taliban’ın askeri zafer elde edeceğinden emin olduğu şeklinde tespitler içeriyor.

Biden’ın kararı eski Başkan Donald Trump döneminde asker çekmek için belirlenen 1 Mayıs tarihini geciktirmiş olacak. Taliban, ABD askerlerinin çekilmesinin gecikmesi durumunda şiddetin yeniden başlayacağı tehdidinde bulunmuştu.

ABD’NİN EN UZUN SAVAŞI

Taliban’ın El Kaide ile bağlantıları 11 Eylül saldırılarının ardından ABD’nin 2001 yılındaki işgalinin esas nedeniydi. El Kaideli teröristler 9 Eylül 2001’de kaçırdıkları uçaklarla New York’taki Dünya Ticaret Merkezi ikiz kulelerini ve başkent Washington dışındaki Pentagon binasını hedef alarak yaklaşık 3 bin kişinin ölümüne neden olmuştu.

Afganistan’da şu an 2 bin 500 kadar ABD askeri bulunuyor. 2011’de ülkedeki ABD askerlerinin sayısı 100 bin ile en yüksek seviyesine çıkmıştı. Afganistan’daki savaşta 2 bin 400 ABD askeri bugüne kadar hayatını kaybetti ve binlercesiyse yaralandı.

ABD’nin mali kaybının ise trilyonlarca dolar olduğu belirtiliyor.

Rabia unutuldu: AKP, Meclis’te Türkiye-Mısır dostluk grubu kurulması için teklif verdi

Okumaya devam et

Dünya

Yunanistan, Suudi Arabistan’a Patriot hava savunma sistemi gönderiyor

Yunanistan, Suudi Arabistan’daki kritik enerji kaynaklarının korunması amacıyla Riyad yönetimi ile Patriot hava savunma sistemi anlaşması imzalandığını açıkladı. Anlaşma kapsamında bir Patriot bataryası Suudi Arabistan’a konuşlandırılacak.

BOLD – Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias ve Savunma Bakanı Nikos Panagiotopoulos, Suudi Dışişleri Bakanı Faysal bin Farhan ile Riyad’da bir araya geldi.

Dendias, görüşme sonrası yapılan basın açıklamasında anlaşmayı, “Bir Patriot bataryasını buraya, Suudi Arabistan’a taşımak için anlaşma imzaladık” sözleriyle duyurdu.

Yunan Dışişleri Bakanı, “Bu anlaşma, Körfez ülkeleriyle iş birliği açısından ülkemiz için büyük bir adım ve aynı zamanda Batı’nın enerji kaynaklarının güvenliği için bir katkıdır” ifadelerini kullandı.

Yemen’deki iç savaşta Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon ile savaşan İran destekli Husi güçleri, son zamanlarda Körfez ülkesindeki petrol rafinelerine sık sık drone saldırıları düzenliyordu.

YUNANİSTAN’DA ÇOK ULUSLU ASKERİ TATBİKAT

Yunanistan’da ABD, Fransa, Birleşik Arap Emirlikleri, İspanya, Kanada, İsrail ve Güney Kıbrıs Rum Kesiminin katılımıyla çok uluslu ‘İniohos 21’ askeri tatbikatı düzenleniyor. Korfu Adası’ndan (Kerkira) Meis’e ve Trakya’dan Girit’e kadar tüm Atina FIR hattı içerisinde icra edilen tatbikatta Yunanistan’ın kara, hava ve deniz kuvvetleri unsurları yer alıyor.

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, ülkede her yıl gerçekleştirilen çok uluslu “İniohos 21” askeri tatbikatının, Yunanistan’ın Akdeniz havzası bölgesindeki stratejik konumunu ve bölgedeki birçok ülkeyle sıkı iş birliğini yansıttığını belirtti

12 Nisan’da başlayan ve 22 Nisan’a kadar sürecek tatbikata ABD’den F-16 uçakları, MQ-9 İHA’lar ve bir KC-135 tanker uçağı, Fransa’dan Rafale ve Mirage savaş uçakları, BAE’den F-16’lar, İspanya’dan F/A 18 Hornet savaş uçakları, İsrail’den F-15 ile F-16’lar, Kanada’dan CGI- Air Weapon Managers sistemi ve Rum kesimi AW 139 tipi bir helikopter ile katılıyor.

Miçotakis, Yunanistan’ın yer aldığı bölgenin gittikçe istikrarsızlaştığını ifade ederek, “Yunanistan savunma imkanlarını güçlendirmeye ve silahlı kuvvetlerini yükseltmeye devam edecektir.” diye konuştu.

Ukrayna Gerilimi: Rus savaş gemileri Karadeniz’de tatbikatta, ABD Büyükelçisi ülkesine dönüyor

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0