Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

İsrail’in Gazze’ye hava saldırılarında 9’u çocuk 25 kişi hayatını kaybetti

İsrail polisi ile Filistinliler arasında Mescid-i Aksa’da yaşanan olayların üçüncü gününde, gerilim Gazze Şeridi’ne sıçradı. Hamas, İsrail topraklarına 300 roket atarken, İsrail hava operasyonlarıyla karşılık verdi. İsrail’in hava saldırılarında 9’u çocuk en az 25 kişinin yaşamını yitirdiği açıklandı.

BOLD – Kudüs’te yükselen gerilim bölgenin geneline yayıldı. Gazze’den İsrail’e 300’den fazla roket atıldı. İsrail ise Gazze’de 130 ‘askeri hedefi’ vurduğunu, 15 ‘Hamas ve İslami Cihad militanın’ öldürüldüğünü açıkladı. İsrail’in hava saldırılarında 9’u çocuk biri yaşlı kadın en az 25 kişinin yaşamını yitirdiği, 115 kişinin yaralandığı açıklandı.

Son 24 saatte Mescid-i Aksa ve çevresinde İsrailli güvenlik güçleriyle Filistinliler arasındaki çatışmalar da 700’den fazla kişinin yaralandığı bunlardan 500’ünün hastanede tedavi gördüğü belirtiliyor.

İsrail’de ise Gazze’den atılan roketlerden dolayı Aşkelon kentinde 2 kadın hayatını kaybetti.

ÇATIŞMALAR GAZZE’YE SIÇRADI

İsrail ve Gazze arasında Pazartesi akşam ve Salı sabahı karşılıklı roket ve hava saldırıları yaşandı.

İsrail ordusu Gazze’de 130 ‘askeri hedefi’ vurduğunu ve 15 ‘Hamas ve İslami Cihad militanın’ saldırılarda öldürüldüğünü açıkladı.

İsrail’in hava saldırılarında dokuzu çocuk biri yaşlı kadın 25 kişinin yaşamını yitirdiği, 115 kişinin yaralandığı bildirildi.

Gazze’deki Hamas militanları, İsrail güvenlik güçlerinin Mescid-i Aksa’daki Filistinlilere müdahalesi nedeniyle İsrail’e yönelik roket saldırıları düzenledi. Hamas ve diğer grupların Gazze’den 300’den fazla roket attığı belirtilirken, İsrail’in Demir Kubbe Hava Savunma Sistemi roketlerin çoğunu havada imha etti.

İsrail’de Magen David Ambulans Hizmetleri’nin Başkanı Eli Bin, Gazze Şeridi’nden Filistinliler’in fırlattığı roketlerin, ülkenin güneyindeki Aşkelon kentinde iki kadının ölümüne yol açtığını söyledi. İsrail’de toket saldırılarında 7 kişinin de yaralandığı bildirildi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da Kudüs Günü etkinlikleri kapsamında katıldığı programda, Hamas’ın ‘kırmızı çizgiyi aştığını’ ve büyük bir şiddetle karşılık vereceklerini belirtti.

Hamas lideri İsmail Haniye, Salı sabahı erken saatte yaptığı açıklamada, ‘İsrail, Kudüs’te ve Mescid-i Aksa’daki tüm terör sahnelerine son verene dek’ roket saldırılarının süreceğini söyledi.

KUDÜS GÜNÜ GERİLİMİ

Günlerdir süren olayların, İsraillilerin ‘Kudüs Günü’ kutlamasına denk gelmesi gerginliği daha da artırdı. Birçok İsrailli, İsrail’in Doğu Kudüs’ü işgal ettiği, 1967’deki Altı Gün Savaşı’nın yıldönümüne denk gelen günü İbrani takvimine göre ‘Kudüs Günü’ olarak kutluyor. Bu yıl bu takvime göre Kudüs günü 9-10 Mayıs’a denk geliyor.

Kudüs’teki gerginlik nedeniyle İsrail yönetimi pazartesi günü Yahudilerin ‘Kudüs Günü’ nedeniyle düzenlediği ‘bayrak yürüyüşü’ rotasını değiştirmek zorunda kaldı.

İsrail yönetimi, Yahudilerin bayrak yürüyüşünün Doğu Kudüs’ün Eski Şehir bölgesinde bulunan Şam Kapısı’ndan yapılması planında geri adım attı. Güvenlik kurumlarının verdiği tavsiye sonucu, Yahudilerin yürüyüş için Şam Kapısı yerine Yafa Kapısı’ndan girmesi kararlaştırıldı.

Rotanın değişmesiyle Yahudilerin, Kudüs günü kapsamında yapacağı bayrak yürüyüşünde Eski Şehir’in Müslümanlara ait bölgelerinden geçmesi de engellenmiş oldu.

MESCİD-İ AKSA’NIN BAHÇESİNDEKİ AĞAÇLAR TUTUŞTU

Son 24 saatte Mescid-i Aksa ve çevresinde İsrailli güvenlik güçleriyle Filistinliler arasındaki çatışmalar da 700’den fazla kişinin yaralandığı bunlardan 500’ünün hastanede tedavi gördüğü belirtiliyor.

Gerginlik zaman zaman cami içerisine de taşınırken gece saatlerinde Mescid-i Aksa avlusunda yer alan ağaçlar tutuştu.

Mescid-i Aksa’daki ağaçların tutuştuğu sırada Ağlama Duvarı önünde  ‘Kudüs Günü’ kutlaması yapan Yahudilerin sevinç gösterileri yapması sosyal medyada büyük tepki çekti.

İsrail Başbakanlık Sözcüsü Ofir Gendelman, olayları “planlı bir isyan” olarak tanımladı. Filistin lideri Mahmud Abbas ise Mescid-i Aksa’ya çevresindeki olayları, ‘uluslararası kamuoyunun önündeki yeni bir sınav’ olarak niteledi.

Doğu Kudüs’teki gerginlik, Nisan ayının son haftasında Filistinlilerin Ramazan geleneği olan, oruçlarını eski kentin Şam Kapısı’nın merdivenlerinde açmalarının engellenmesiyle başlamıştı.

Ayrıca Filistinliler, Şeyh Cerrah Mahallesi’nde 30’dan fazla ailenin evlerinden tahliye edilmesi planına tepki gösteriyor.

FİLİSTİN GENELİNDE OLAYLAR

Kudüs ve Gazze’deki gerginlik bölgedeki birçok kente de yayıldı.

Tel Aviv’in güneydoğusundaki Lod kentinde İsrailli silahlı bir kişinin ateş açması sonucu yaralanan 3 Filistinliden biri hayatını kaybetti.

İsrail güçlerinin, Batı Şeria’da İsrail’in Kudüs ve Gazze’deki saldırılarını protesto etmek için düzenlenen yürüyüşlere müdahale etmesi sonucu ise 13 Filistinli yaralandı.

GERİLİMİ AZALTMA ÇABALARI

Yaşanan gerilimi azaltmak için Türkiye’nin de aralarında olduğu ülkeler bölge liderleri ile temaslar kuruyor.

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ürdün Kralı 2. Abdullah ve Kuveyt Emiri Şeyh Nevvaf ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Mısır ve Katar’ın da gerginliği azaltmak için devrede olduğunu belirtiyor.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Hamas tarafından düzenlenen roket saldırılarını kınadı ve ‘hemen durdurulması’ çağrısı yaptı.

Blinken açıklamasında, “Tüm taraflar gerilimi azaltmalı ve yatıştırıcı adımlar atmalı” dedi.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin pazartesi günkü acil toplantısından sonra bir açıklama yapılmadı. ABD’nin kamuoyu önünde yapılacak açıklamaların ters etki yapacağı endişesi taşıdığı belirtiliyor.

Avrupa Birliği (AB), Doğu Kudüs dahil işgal altındaki Batı Şeria ve Gazze’de şiddetin durması gerektiğini belirterek, “taraflara gerginliği düşürme’ çağrısında bulundu.

Doğu Kudüs’te yaşananların perde arkası: Bölge neden önemli?

Dünya

Orhan İnandı’nın kaçırıldığı gün gittiği kafedeki gizemli kişiler nerede?

Orhan İnandı’nın kaçırıldığı gün kimlerle görüştüğünü öğrenmek için mesai arkadaşlarıyla irtibata geçtiğini söyleyen İnandı ailesinin avukatı Toktakunova, “şüpheli ve önemli bilgiler edindik. Fakat şu anda elimizde delilimiz yok” dedi. Toktakunova, İnandı’nın kaybolduğu gün gittiği kafedeki şüpheli 2 kişinin görüntüsünün de GKNB tarafından el konulduğunu ve kendileriyle paylaşılmadığını söyledi.

BOLD – Sapat Eğitim Kurumları Başkanı Orhan İnandı’nın Kırgızistan’da kaçırılmasının üzerinden 18 gün geçmiş olmasına rağmen hala bulunamadı. Kaçırılma olayına ilişkin en ufak bir iz bulunamaması İnandı ailesi kadar mesai arkadaşlarını da endişelendiriyor

HERKES BİLİYOR

Sapat Eğitim Kurumlarına bağlı okullarda öğretmenlik yapan Mederbek Samayev, Orhan İnandı’nın kaçırılmasının hangi ülkenin talebi ile yapıldığını herkesin bildiğini söyledi.

Sapat Eğitim Kurumları Genel Müdür Yardımcısı Amirbek Sultanmuratov, soruşturma ve arama çalışmalarının devam etmesine rağmen Orhan İnandı’nın bulunamadığını, nerede olduğu, yaşamı veya sağlığı hakkında herhangi bir bilgi verilmediğini söyledi. Bu durumun herkesi endişelendirdiğini söyleyen Sultanmuratov, “Yönetim kurulu başkanımızın bir an önce bulunacağını ümit ediyoruz. Şu ana kadar bize gelen bilgilere göre, Orhan İnandı Kırgızistan’da ve durumu iyi” diye konuştu.

İçişleri Bakanlığı Basın Sözcüsü Adinay Şarşeyeva, İçişleri Bakanı Ulan Niyazbekov’un talimatı ile binden fazla polisin Orhan İnandı’nın bulunması için Kırgızistan genelinde çalışma yürüttüğünü açıkladı. Şarşeyeva, soruşturmanın güvenliği açısından yürütülen faaliyetlerle alakalı kamuoyu ile daha fazla bilgi paylaşılmayacağını söyledi.

GKNB’NİN SESSİZLİĞİ ŞÜPHELERİ ARTTIRIYOR

Türk basınında çıkan, İnandı’nın kaçırılmasında Kırgızistan Devlet Güvenlik Devlet Komitesi’nin (GKNB) ilgisi olduğuna ilişkin haberlere değinen, İnandı ailesinin avukatı Taalaygül Toktakunova, GKNB’nın bu iddia ile alakalı hiçbir açıklama yapmamasının şüpheleri arttırdığını ifade etti.

Toktakunova, başsavcılığa ve soruşturmayı yürüten diğer ilgili birimlere GKNB’nin arama işlerini yürüten birimden çıkartılması talebinde bulundu.

ADRİANO KAFEDEKİ ŞÜPHELİ KİŞİLER

Başka şüpheli durumların olduğunu söyleyen Toktakunova, “Soruşturma işini İçişlerine Bakanlığına bağlı polis teşkilatının yürütmesi için talepte bulundum. Ancak, şu ana kadar bu müracaatımıza cevap verilmedi. Orhan İnandı kaçırıldığı 31 Mayıs akşamı en son İçişleri Eski Bakanı Melis Turgunbaev ile Adriano isminde bir kafede görüştüğünü tespit ettik. Sonra kafeden ve görgü tanıklarından şüpheli iki kişinin fotoğrafına ulaştık. Daha sonra kendimiz kimlerle görüştüğünü ve ne olduğunu öğrenmek için Adriano Kafe’ye gittik. Kafe yetkililerinden 31 Mayıs gününe ait görüntü kayıtlarının GKNB tarafından alındığını ve kopyası bırakılmadığını öğrendik” dedi

Orhan İnandı’nın kaçırıldığı gün kimlerle görüştüğünü öğrenmek için çalışma arkadaşlarıyla irtibata geçtiğini söyleyen Toktakunova, “Görüşmeler sonucunda şüpheli ve önemli bilgiler edindik. Fakat şu anda elimizde delilimiz yok. Birkaç gün içinde delil elde edersek veya tanık bu bilgileri kamuoyu ile paylaşacağız” ifadelerini kullandı.

Kırgızlı siyasetçiden Orhan İnandı açıklaması

Okumaya devam et

Dünya

Kaçırılan eğitimci Orhan İnandı için Oslo’da protesto

Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te kaçırılan eğitimci Orhan İnandı için Avrupa’nın her şehrinde protestolar düzenleniyor. Norveç’in başkenti Oslo’da dün düzenlenen eyleme bağlanan Reyhan İnandı, Kırgız Meclisi’nin eşi hakkında kararlar aldığını söyledi.

BOLD – Hakan Fidan’ın başında olduğu Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) tarafından 31 Mayıs’ta kaçırılan Sapat Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı Orhan İnandı’nın bulunması için dünyanın çeşitli ülkelerinde yapılan protestolar devam ediyor.

Oslo’da Norveç Parlamentosu “Stortinget” önünde toplanan grup Orhan İnandı’ya destek sloganları atıp, kanunsuzca insanları alıkoyan ve işkence eden Erdoğan hükümetini eleştirdi. Erdoğan hükümetine yasadışı eylemlerinden vazgeçmeleri ve demokratik zemine dönmeleri için çağrı yapıldı.

Kırgızistan devleti ve hükumetinden kayıp Orhan İnandı’nın bir an önce bulunması ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi kararı gereğince korunmasını talep eden grup, emsal kaçırma vakalarını da anlattıkları basın açıklamasını okudu.

Orhan İnandı’nın eşi Reyhan İnandı meydana canlı yayında bağlanıp gelişmeleri anlattığı konuşmasında bugün Orhan İnandı gündemi ile toplanan Kırgız meclisinin aldığı kararlardan bahsetti.

Norveç’in en çok okunan gazetelerinden Aftenposten geçen hafta İnandı’nın kaçırılmasını gündeme almış ve Erdoğan hükumetinin yasadışı faaliyetlerini anlatan bir analiz yayınlamıştı.

Okumaya devam et

Dünya

Biden-Putin zirvesi: ABD Çin’e karşı Rusya’yı yanına çekmek mi istiyor?

Rusya ile Batı dünyasının ilişkileri iki tarafın da itiraf ettiği gibi Soğuk Savaş’tan beri en kötü günlerini yaşıyor. Bu ortamda Biden ve Putin, İsviçre’nin Cenevre kentinde bir araya geldi. Avrupa ziyaretinde Washington’un geleneksel müttefikleri ile bağlarını yeniden güçlendiren ABD Başkanı Biden’ın Çin’e odaklanmak için Rusya ile gerilimi düşürmek istediği belirtiliyor.

BOLD – ABD Başkanı Joe Biden ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında gerçekleşecek zirve TSİ ile 14.00’te başladı. Toplantının yaklaşık 4 saat sürmesi bekleniyor. Her iki taraf da ikili ilişkilerin dibe vurduğunu kabul ediyor ve şu an iki ülkenin de birbirlerinin başkentlerinde büyükelçileri yok.

İki ülke arasında var olan birçok anlaşmazlığın üstüne ABD Başkanı Joe Biden’ın Mart ayında Putin’i “katil” olarak nitelendirmesi ilişkileri iyice germişti.

Rusya, Washington’daki büyükelçisini geri çağırmış; ABD de Moskova büyükelçisini Nisan ayında ülkeye geri çağırmıştı.

ABD Başkanı Joe Biden ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bugün İsviçre’nin Cenevre kentinde bir araya geldiği zirve, 1985’ten sonra kentte düzenlenen ikinci ABD-Rusya zirvesi oldu.

Cenevre’de, Kasım 1985’te dönemin ABD Başkanı Ronald Reagan ile eski SSCB Devlet Başkanı Mihail Gorbaçov arasında yapılan tarihi zirveden 36 yıl sonra, ABD-Rusya zirvesi heyecanı yaşanıyor.

Zirve, Cenevre Gölü kıyısında, 18. yüzyılda bir parkın içinde inşa edilen Parc de La Grange’de yapılıyor.

Görüşmenin ardından Putin’in TSİ 18.30’da, Biden’ın ise TSİ 20.00’de ayrı ayrı basın toplantısı düzenlemesi bekleniyor.

Görüşmenin ikili olması planlanmıyor. İlk aşamada Putin, Biden ve dışişleri bakanları Sergey Lavrov ile Antony Blinken’ın hazır bulunacağı görüşmeye daha sonra çoğunlukla danışmanlardan oluşan heyetlerin de katılması bekleniyor.

Biden-Putin görüşmesinde yoğun bir gündem var. Bunların başında da silahsızlanma anlaşmaları, Ukrayna sorunu, Ortadoğu meselesi, Suriye’deki durum, İran’ın nükleer programı, Libya ve Afganistan geliyor. Biden’ın Rusya’daki insan hakları ihlalleri, bağımsız medya ve muhalefete yönelik baskılar, Rus hackerlerin saldırıları ve Rusya’nın müttefiki Belarus yönetiminin Rynair’e ait bir uçağı zorla Minsk’e indirerek yolculuk eden bir gazeteciyi gözaltına alınmasını da gündeme getireceği belirtiliyor. Ancak bunlar buluşmanın bilinen gündemi. ABD’nin odağındaki asıl meselenin ise Çin olduğu tahmin ediliyor.

ASIL HEDEF ÇİN Mİ?

Uzmanlara göre görüşmenin arka planındaki asıl mesele Çin’e karşı ortaklık olabilir.

Uluslararası ilişkiler uzmanı Prof. Dr. Raimund Kramer’e göre ABD, Rusya ile ilişkilerinde normalleşme istiyor. Kramer’e göre bunun başlıca nedeni ise Çin.

Potsdam Üniversitesi Öğretim Üyesi ve dış politika dergisi WeltTrends’in Genel Yayın Yönetmeni Kramer, “Biden’ın Avrupa gezisinin temelinde Çin’e karşı ortaklıklar oluşturma hedefi yatıyor. Bunu G7 zirvesi ile NATO ve AB liderleriyle yaptığı zirvelerin akabinde Putin ile görüşecek olması zaten gözler önüne seriyor” diyor.

ABD, RUSYA İLE SORUN YAŞAMAK İSTEMİYOR

Time dergisi köşe yazarlarından ABD’li dış politika uzmanı Ian Bremmer, Biden ve Putin’in Çin’i açıkca konuşmayacaklarıra dikkat çekiyor. Bremmer’e göre ABD’nin küresel alanda kendine en büyük rakip olarak gördüğü ülke Çin, bu durum da ABD’nin Rusya stratejisini etkiliyor.

Ian Bremmer, “Biden, Putin’den hoşlanmıyor ve Rusya’nın stratejik açıdan çok değerli olduğunu düşünmüyor. Ama ABD-Çin ilişkileri göz önünde bulundurulduğunda, Çin’in dünyadaki etkisi ve gücüne bakıldığında, ayrıca diğer ülkeleri Çin’e karşı birleştirmenin zorluğu da hesaba katıldığında Biden, Rusya ile sorun yaşanması istenmiyor” yorumunu yapıyor.

Düşünce kuruluşu Liberal Modernizm Merkezi Direktörü Ralf Fücks de Bremmer gibi düşünüyor. Arka planda Çin’in oldukça yoğun hissedildiğini söyleyen Fücks, dolayısıyla Rusya ile sorun yaşanmasının ABD’nin işine gelmediğini belirtiyor. Fücks, “ABD için bu, Çin’e yönelik stratejik çizgi belirlerlemeye çalışılırken yaşanan ikincil bir problem. Putin için ise Çin’le ilişkileri genişletmek stratejik bir seçenek ve zaten hayata da geçiriliyor” diyor.

RUSYA ÇİN’DEN KORKMUYOR MU?

Rusya’nın Kırım’ı ilhak ettiği 2014’ten bu yana Moskova-Pekin ilişkileri ise daha da derinleşti. Rusya’nın Kırım’ı işgali nedeniyle uygulamaya konan yaptırımlar Rusya’ya doğrudan dış yatırımlarının durması sonucunu doğurdu. Ekonomisi yıllardır kötüleşen ve düşen reel gelir nedeniyle halkın öfke içinde olduğu Rusya’nın Çin’e yönelme çabası da kısmen başarı sağladı. Çin’in ekonomik büyümesinden pay almaya çalışan Rusya, yeraltı kaynaklarını Çin’e aktarmak için hatlar kuruyor ve Çin’e Rus yapımı modern silah sistemleri satıyor.

Rusya’nın güvenlik ve dış politikaları konusunda uzman Almanya Dış Politikalar Topluluğu’ndan Sarah Pagung, “Rusya, Çin’e askeri uydu sistemi kurma konusunda da destek oluyor. Ancak o alanda oldukça dikkatli, nitekim sonunda Çin’in Rus teknolojisini kopyalayıp bağımsız hale gelmesini istemiyor” diyor. Uzman Ralf Fücks’e göre Rusya bu nedenle Çin’i stratejik bir partner olarak görmekten ziyade Çin’den korkuyor.

Rusya Üniversitesi Kuzey Amerika Araştırmaları Bölümü Başkanı Vikctoria Zhuravleva da “Çin’e çok yakın olmak Rusya için tehlike” diye konuşuyor. Zhuravleva, ABD’nin de Rusya için Çin’e karşılık ikisinin arasında hareket edebilecek dengeleyici unsur olabileceğini düşünüyor. Zhuravleva’ya göre bu güç mücadelesinde bir tür denge rolü arayışında olan Moskova, kendini çok kutuplu bir dünyanın merkezinde görüyor. Berlin Hür Üniversitesi Doğu Avrupa Enstitüsü Başkanı Prof.Dr. Katharina Bluhm da bu denge politikasının Rusya’nın en sevdiği pozisyon olduğu görüşünde. Bluhm, “Rusya’nın en sevdiği Asya ile Batı arasında aracı rolü oynadığı politika” diyor ve ekliyor: “Oysa bu aracılık rolü tamamen ilüzyon, çünkü Çin, Rusya’ya böyle bir rolü üstlenmesine izin vermez.”

“BİDEN’IN MESAJI AVRUPALILARA YÖNELİK”

Biden-Putin görüşmesinin arka planındaki tek konunun Çin olduğu görüşünü bütün uzmanlar paylaşmıyor. German Marshall Fonu’ndan Kristine Berzina’ya göre ABD Başkanı’nın Avrupa gezisinin temeli müttefiklere verilen bir dayanışma mesajı. Rusya’nın istikrarı bozan bir güç olarak algılandığını düşünen Berzina’ya göre Washington, Rusya’nın giderek artan tehditkar ve savaşçıl tutumunu reddettiğini vurgulamayı öncelikli hedef olarak görüyor.

Harvard Kennedy School’un Belfer Merkezi Rusya uzmanlarından Torrey Taussig de benzer görüşte. Taussig, “ABD öncelikli olarak Çin’e odaklanıyor, ancak aynı zamanda Rusya’nın Avrupa ve Amerika’daki Batılı demokrasilerde büyük bir karmaşa yaratabileceğinin de farkında” diyor. Taussig’e göre ayrıca her iki ülkenin uluslararası silahlanmanın kontrolü konusunda çıkarlarının kesiştiği noktalar da var. Taussig, bu nedenle de görüşmede ilerleme kaydedilebileceğini düşünüyor.

BİDEN’IN ÇİN’E YÖNELİK ADIMLARI

Biden’ın Avrupa gezisi öncesinde ABD ile Çin arasında gerginlik de tırmanışa geçmişti. ABD, Çin’in itirazlarına rağmen önce Tayvan ile bir ticaret anlaşması imzalanacağını duyurmuş ve G7 zirvesinden iki gün önce de Amerikan Senatosu, Çin’in küresel çaptaki teknolojik hakimiyetiyle mücadele için 244 milyar dolarlık bir ekonomik paketi kabul etmişti. G7’den bir gün önce de Savunma Bakanı Llyod Austin, Pentagon’dan Çin’in askeri gücüyle mücadeleye odaklanmalarını istedi.

ABD Başkanı Biden’ın ilk yurtdışı gezisinde iki haftadır katıldığı G7 ve NATO zirveleri ile ABD-Avrupa Birliği toplantısının sonuç bildirgelerinde Çin, hedefe konulmuştu.

NATO 2030 planında Çin’i hedefe koydu

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0