Connect with us

BOLD ÖZEL

Hasta tutuklu Abbas Özdemir beyin MR’ı için üç aydır bekliyor

19 aydır hapiste olan Abbas Özdemir, beyin MR’ı için yaklaşık üç aydır bekletiliyor. Doğuştan kalbi sağ tarafta dünyaya gelen ve hapiste başka hastalıkları da ortaya çıkan Özdemir’in ailesi, “Biz de bu kadar hasta olduğunu bilmiyorduk, 20 kilo verdi, oranın şartlarında her gün yeni bir şey çıkıyor. Maddi manevi çok yıprandık.” dedi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

İzmir Kırıklar F Tipi Cezaevinde tutuklu olan 37 yaşındaki Abbas Özdemir, beyin MR’ı için üç aydır hastaneye götürülmedi. Ailesinin verdiği bilgiye göre bir kere unutulduğu için, bir kez de başka bir nedenden dolayı MR randevusu aksatıldı. 9 aydır karantinadan çıkamayan Özdemir’in cezaevi-hastane sürecinde yaşadıkları tam bir kabus. Fiziksel ve psikolojik sağlığı iyice bozulmuş durumda.

GÖZÜNE PERDE İNDİ

Gözüne perde indiği için beş ay önce katarakt ameliyatı olan Abbas Özdemir, ameliyat sonrası karantina hücresinde mikrop kaptı ve baş ağrıları başladı. Doktor beyin MR’ı için hastaneye sevk etti ancak randevusuna götürülmedi. Özdemir’in hastalıkları sadece bu bu değil.

KALBİ SAĞ TARAFTA, HAYATİ RİSKİ VAR

Gözü için aylarca hastaneye git gel yapan Özdemir, doğuştan kalbi sağ tarafta dünyaya geldiği için hastaneye yatırıldı. Tıpta çok nadir görülen bu hastalık için doktorların tetkik etmek istediği Özdemir’in yapılan araştırma sonucunda başka organlarının da ters tarafta olduğu anlaşıldı. Nabzı çok düşük attığı tespit edilen Özdemir’e doktorlar bu durumun hayatı risk taşıdığını söyledi.

Tutuklanmadan önce ağır işlerde çalıştığı için belinde disk kayması olan Özdemir’in bel ağrıları da cezaevinde arttı. Hapiste vertigo hastalığına yakalandı, diş etlerinde çürüme meydana geldi, dişleri dökülmeye başladı. Doğuştan beri var olan Hepatit B  hastalığı için 6 ayda bir kontrole gitmesi gerekiyor. Aylardır hastaneden ve karantinadan çıkamayan Özdemir ne doğru dürüst tedavi olabildi ne de cezaevinde yaşadığı hak ihlallerine çözüm bulundu.

“BU KADAR HASTA OLDUĞUNU BİLMİYORDUK”

Özellikle karantina süreci nedeniyle maddi manevi çok yıprandıklarını söyleyen ailesi, “Hastalıkları küçük görünüyor ama cezaevi şartlarında büyük oluyor. Biz de bu kadar hasta olduğunu bilmiyorduk, oranın şartlarında her gün yeni bir şey çıkıyor. 14 gün karantinada kalıyor. Sonra başka bir koğuşa götürüyorlar. 2-3 gün ya da bir hafta o koğuşta kalıyor. Sonra tekrar hastaneye gidiyor. Tekrar karantina. Bu sefer karantinadan çıkınca başka bir koğuşa veriyorlar. Her seferinde hem karantina hücresi hem koğuşu değiştiriliyor. ‘Oraya buraya eşya taşımaktan, her gittiği koğuşu temizlemekten belinin mahvolduğunu söylüyor.” dedi.

“YERDE YATMAK ZORUNDA KALDI”

Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında 5 Haziran 2020’de tutuklanan Abbas Özdemir, kapatılan bir dernekte çalıştığı için, Bank Asya hesabı, tanık ifadeleri ve Bylock kullandığı iddiasıyla 6 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Dosyası Yargıtay tarafından onaylanan Abbas Özdemir’in ailesinin Bold Medya’ya yaptığı açıklamalar şöyle:

“İşsiz kaldıktan sonra banyo ürünleri satan dükkanda çalışmaya başladı. Orada ağır şeyler kaldırdığı için elinde disk kayması oldu. Hapse girmeden önce bir ay felçli gibi yattı. Sonra düzeldi. İçeri girdiğinde üç kişilik odada beş kişinin kalması, ranza olmaması, yerde yatmasından dolayı hastalığı tekrar arttı. Hala bu hastalığı devam ediyor. Çok ciddi ağrıları oluyor.

“SÖZDE TEDAVİ EDİYORLAR AMA…”

Diş etlerinde çürüme başladı, yiyecek, içecek şartlarından dolayı. Diş ağrılarına sebep oldu. En son diş doktoruna da götüreceklerdi götürmediler. Sürekli erteliyorlardı. Sözde tedavi ediyorlar ama bir şey olmuyor. Getirip götürüyorlar, karantinada sıkıntı çekiyor. İyileşeceği varsa da araya başka bir hastalık giriyor.

“GÖZÜNE PERDE İNDİ”

Hapiste gözüne perde gibi bir şey indi. Gözünde ve kulağında ağrı olunca hastaneye götürdüler. Birçok kez hastaneye git gel yaptıktan sonra 5 ay önce katarakt ameliyatı oldu. Ameliyattan sonra karantina hücresinde gözünden mikrop kaptı. Başı çok ağırdı. Bu sefer nörolojiye götürülecek, beyin MR’ı çekilecek dediler, ama iki defadır MR’ı erteleniyor, bir memur unutmuş bir de başka bir sebepten…

“NABZI ÇOK DÜŞÜK, HAYATİ RİSKİ VAR”

Kalbi sağda tarafta dünyaya geldi. Doktor bundan da korkuyor. Bu normalde riskliymiş. Kontrol amaçlı doktor bir gün boyunca holter diye bir cihaza bağladılar. Nabzının çok düşük olduğunu ve bunun da hayatı açısından risk taşıdığını söylediler. Sonra hastane eşimin durumunu araştırmak istedi. Başka organlarının da ters olduğu ortaya çıktı.

Bir de vertigodan şüpheleniliyor. Geceleri kulağında bir ses, çınlama bir ağrıyla kalkıyor. Onun için ayrı hastaneye gitti. Hijyen olmadığı için ayağındaki mantar hastalığı arttı ve tüm bunların akabinde 20 kilo verdi. Maddi, manevi, ailevi olarak çok yıprandık.

“OĞLU İÇİN YIKIM OLUYOR”

Sabah görüşe gidiyoruz ama bazen saat 3-4’e kadar bekliyoruz. Doktora gitmiş oluyor. Güvenlik nedeniyle hastanede mi değil mi bilgi veremiyoruz diyorlar. Oğlu için de yıkım oluyor. Babamı göreceğim diye yola çıkıyor, göremeden dönüyor. Telefonla görüş saatini de düşürdüler.”

80 yaşındaki hasta tutuklu Gürbüz Dönmez: İleri derece kanser hastasıyım, ameliyat olamıyorum

BOLD ÖZEL

Şanlıurfa’da “düğün” operasyonu: “Nişanlımı tek kişinin ifadesiyle tutukladılar, haziranda düğünümüz vardı”

Şanlıurfa’da geçen hafta aynı evde kaldıkları için 7 kişi tutuklandı. Tutuklular arasında bulunan Mevlüde Keleş’in 19 Haziran’da nikahı vardı. 4 aylık hamile Ayşe Özbey Karaduran 5 ay önce, S.Y. on gün önce evlenmişti. Teknik takip yapılarak fotoğrafları çekilen Keleş, S.Y. ve Karaduran’ın düğün için çıktıkları alışveriş, içinde “düğün” kelimesi geçen ve şifre zannedilen telefon konuşmaları ile Halfeti’ye yaptıkları gezi örgütsel faaliyet olarak değerlendirildi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Şanlıurfa Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü, 17 Mayıs’ta aralarında kız öğrencilerin de bulunduğu 11 kişiyi gözaltına aldı. Bir gün sonra 7 kişi tutuklanarak Şanlıurfa Cezaevine gönderildi. Tutuklular arasında bulunan Mevlüde Keleş, kız kardeşi Kübra Keleş, Ayşe Özbey ve S.Y. aynı evde kaldıkları için örgüt üyesi olmakla itham ediliyor.

Düğün hazırlığı yapan Mevlüde Keleş’in nişanlısı HPD Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu‘na ulaşarak seslerini duyurmasını istedi.

Keleş’in nişanlısı ise “Nişanlım 5 yıldır Urfa’da öğretmenlik yapıyordu. İlahiyat mezunu. 19 Haziran’da da resmi nikah kıyacaktık. Tek kişinin ifadesiyle tutuklandı. Her genç kızın hayali olan evlilik nişanlım için de yarıda kaldı. 2 aile perişan. Zordayız. Sesimizi duyuramıyoruz” dedi.

ÜNİVERSİTEDE OKURKEN TANIŞMIŞLARDI

Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde okurken birlikte kalan Mevlüde Keleş, Ayşe Özbey Karaduran ve S.Y. mezun olduktan sonra Şanlıurfa’da özel okullarda ücretli öğretmenlik yapmaya başladı. Hatta S.Y. valinin ve onun koruma müdürünün kızına ders bile veriyordu.

Üç arkadaş birbirlerini tanıdıkları için iş hayatına atılınca da yine birlikte kalmaya karar verdiler. Evde ayrıca Mevlüde Keleş’in kız kardeşi Kübra Keleş de vardı. Geçen yıl ise yanlarına Harran Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği bölümünü kazanan S.E. adlı başka bir kız öğrenci geldi.

DÜĞÜN ALIŞVERİŞİ YAPMAK, “DÜĞÜN” KELİMESİ GEÇEN KONUŞMALAR SUÇ SAYILDI

Bold Medya’nın ulaştığı bilgilere göre, bir yıldır teknik takip yapılarak fotoğrafları çekilen Mevlüde Keleş, S.Y. ve Ayşe Özbey’in düğün için çıktıkları alışveriş, içinde “düğün” kelimesi geçen telefon konuşmaları ve hep birlikte Urfa’nın tarihi şehri Halfeti’ye yaptıkları gezi örgütsel faaliyet olarak değerlendirildi. Düğün kelimesi şifre zannedildi.

Ayrıca itirafçı olan S.E.’nin ifadesine dayanılarak evlilik hayali kuran genç kızlar, yeni yuva kuran kadınlar, hamileler tutuklanıp hapse gönderildi. S.E. ifadesinde ise “Namaz kılıyorlar, Risale okuyorlar, beraber dini sohbet ediyorlar, internetten dini içerikli video izliyorlar” dedi.

“SOMUT BİR ŞEY OLMADAN HAYATIMIZ KARARTILDI”

Mevlüde Keleş’in 19 Haziran’da resmi nikahı, 26 Haziran’da ise düğünü vardı. Davetiyesi bile hazırdı. S. Y. kaldıkları evden çoktan ayrılmış, 7 Mayıs 2022’de dünya evine girmişti. Ayşe Özbey Karaduran ise 5 ay önce evlenmişti. Şu anda Şanlıurfa Cezaevinde olan Ayşe Karaduran 4 aylık hamile.

Bold Medya’nın ulaştığı Mevlüde Keleş’in nişanlısı, “Sadece nişanlım değil, beraber kaldığı kız kardeşini de tutukladılar. Somut hiçbir şey olmadan tanık ifadesiyle hayatları karartıldı. Bütün hayallerimiz yerle bir oldu. Evi düzenledik, eşyalarımızı aldık, nişanlım devlet okulunda ücretli öğretmenlik yapıyordu. Bylock yok, Bank Asya yok, hiçbir şey yok.” ifadelerini kullandı.

Mevlüde Keleş ve nişanlısı.

Gelinliğini yeni alan Mevlüde Keleş ve nişanlısı…

 

Şanlıurfa’da da kız öğrencilere operasyon: 7 kişi tutuklandı

Okumaya Devam Et

BOLD ÖZEL

Felçli kadınlara hapiste işkence: Ağrılardan duramıyorum, resmen işkence çektiriyorlar

İkisi de felçli olan Mehtap Şentürk ve Şerife Sulukan, İzmir Menemen R Tipi Cezaevine sevk edildi ve aynı koğuşa konuldu. Butona dahi basamayan Mehtap Şentürk, dünkü telefon görüşünde annesine “Resmen işkence çektiriyorlar” dedi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Geçen hafta salı günü Sincan Cezaevinden İzmir Menemen R (Rehabilitasyon) Tipi Cezaevine sevk edilen felçli Mehtap Şentürk, dün ailesiyle yaptığı telefon görüşünde kendisine resmen işkence çektirdiklerini söyledi.

Kendisi gibi felçli olan Şerife Sulukan ile aynı koğuşa verilen Mehtap Şentürk, butona dahi basacak durumda olmadığı için acil durumlarda onun yerine Sulukan basıyor. Ancak yanlarına kimse gitmiyor ya da çok geç gidiyorlar. Gitseler bile “Burası annenin evi değil, cezaevi. Tek hastamız sen değilsin. Hiç durmadan böyle butona basıp duracak mısın? Hep seninle ilgilenemeyiz” diye azarlanıyor.

Hasta tutukluların cezalarının infazı için yapılan R Tipi cezaevlerinden hastalar iyileşmiyor tam tersine daha kötü oluyor. Tuvalet ihtiyacı için bez kullanmak zorunda olan, çok fazla kas ağrısı çeken ve tansiyonu sürekli yükselen Mehtap Şentürk son bir haftada çok acı çektiğini belirtti.

“BİR HAFTADA ÇOK YIPRATMIŞLAR”

Sesinin duyurulmasını isteyen Mehtap Şentürk’ün annesi, kızıyla yaptığı telefon görüşmesini gözyaşlarıyla anlattı:

Mehtap Şentürk

“Mehtap Sincan Kadın Kapalı Cezaevinde kalıyordu geçtiğimiz salı gününe kadar. Ben de yanında refakatçi olarak kaldım. Adli Tıp’tan İzmir Menemen Cezaevi denildi. 1 aylık bir gözlemden sonra tekrar adli tıpa götürülecek. Adli Tıp ona göre karar verecekmiş.

Bugün ilk telefon görüşmemizi yaptık ve Mehtap’ı çok yıpratmışlar şu bir haftada. Anne, hiç ilgilenmiyorlar dedi. Tansiyonu hep düşük çıkıyordu kampüste kalırken. 6-9. 6-10 gibi seyrederdi. 9’u görünce hemşireler bile mutlu oluyordu. Şimdiki tansiyonu Mehtap’ı rahatsız edecek derecede 10-12, yüksek seyretmeye başlamış.

“TEK BAŞINA BİR ODAYA KOYUP KAPIYI KİLİTLEMİŞLER”

İlk gün tek başına bir odaya koyup kapıyı kilitlemişler üzerinden. Tek başına bir odada kalmış. Mehtap’ın panik atağı var, çok kötü olmuş. Ertesi güne kadar hiç ilgilenmemişler. Kas ağrıları çok fazla olduğu için ara ara ayağını, bacağını birisinin hareket ettirmesi gerekiyor, yoksa ağrısından duramıyor. Ağrısından ağlıyor. ‘Çok ağrılarım var ve çok acı çekiyorum. Çağırdığım zaman gelmiyorlar diyor. ‘Tek hastamız sen değilsin, burası da annenin evi değil, cezaevi’ diyorlarmış. Ağrılarımdan duramıyorum resmen işkence çektiriyorlar diyor. Ben insanım ve acı çekiyorum deyip feryat ediyor.

“ELİNE BUTON VERMİŞLER, BASAMIYOR”

Eline buton vermişler, butona basamıyor. Ertesi gün yüzde 89 engelli Şerife Sulukan’ı yanına vermişler. Butona basamayan kızımın yerine o hanım butona basıyormuş. Tansiyonu yüksek olduğu için gece ilacını içmek için çağırdıklarında da gelmiyorlarmış.

“İŞKENCEDEN FARKI YOK”

Mehtap kabızlık problemi çektiği için tuvalet ihtiyacını benim yardımımla gideriyordu. Menemen Cezaevinde bayanlar yardımcı olmamış, erkekler üzerine bir örtü örterek tuvalete götürüp, bırakmışlar. Mehtap tuvalette çok zorluk çekmiş. (Ağlıyor) 

“HANİ BURASI REHABİLİTASYON MERKEZİYDİ”

Hani burası rehabilitasyon merkezi idi. Mehtap sizi haberdar etmemi ve sesi olmanızı rica etti. Bir anne olarak çaresizliğimi dile getirmeye çalıştım. Lütfen bana ve kızıma ses olur musunuz?”

FELÇLİ KADINLAR CEZAEVİNDE

Gülen Hareketi’ne üyelik iddiasıyla yürütülen soruşturmalar kapsamında 7 yıl hapis cezasına çarptırılan ve cezası onaylandığı için 3 Mart’ta tutuklanan fen bilgisi öğretmeni, yüzde 85 engelli Mehtap Şentürk (34), üç ay Sincan Cezaevi içindeki kampüs hastanesinde kaldıktan sonra 17 Mayıs 2022’de İzmir Menemen R Tipi Cezaevine gönderildi.

Adli Tıp Başkanlığı, 14 yıldır MS hastası olan fen bilgisi öğretmeni Mehtap Şentürk’e geçen hafta ‘cezaevinde kalabilir’ raporu verdi. Tekerlekli sandalyeye mahkum olan Şentürk, tuvalet dahil kişisel hiçbir ihtiyacını tek başına gideremiyor. Yemek yiyemiyor, yürüyemiyor. Altı da birlikte yaşadığı annesi tarafından bezleniyordu.

Gülen Hareketi’ne üyelik iddiasıyla 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan KHK’lı öğretmen Şerife Sulukan ise 3 Mayıs 2022’de Edirne’de tutuklandı. 20 ay önce felç geçiren ve yüzde 89 engelli kalan KHK’lı öğretmen Şerife Sulukan banyo dahil kişisel hiçbir ihtiyacını tek başına karşılayamıyor. Mehtap Şentürk’ten birkaç gün önce Menemen Cezaevine sevk edilen Şerife Sulukan ve Şentürk, felçli ve engelli iki kadın olarak cezaevi şartlarında yaşam mücadelesi veriyor.

Şerife Sulukan

Adli Tıp, felçli Mehtap Şentürk’e ‘cezaevinde kalabilir’ raporu verdi: Tek ilkeleri süründürmek

 

Felçli ve yüzde 89 engelli KHK’lı öğretmen Şerife Sulukan tutuklandı

 

Okumaya Devam Et

BOLD ÖZEL

Hamile tutuklu Ceyda Nur Eroğlu’nun çırpınışları: Bebek bezi gönderin, doğuma az kaldı

Doğumuna günler kalan 9 aylık hamile tutuklu Ceyda Nur Eroğlu, ailesiyle yaptığı en son telefon görüşünde bebeği için bez, battaniye ve kıyafet istedi. Ceyda Nur Eroğlu, “Anne ne olur avukata söyle, bana rapor alsın, burada doğum yapmak istemiyorum” dedi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Edirne Kadın Kapalı Cezaevinde 4 Mayıs’tan beri tutuklu olan 9 aylık hamile Ceyda Nur Eroğlu‘nun doğumuna çok az kaldı. Geçen hafta perşembe günü ailesini arayarak yenidoğan bebek bezi, bebek battaniyesi ve çamaşır isteyen Eroğlu, “Burada doğum yapmak istemiyorum” dedi.

Gülen Hareketi’ne üyelik iddiasıyla yürütülen soruşturmalar kapsamında 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan  ve dosyası 2 yıldır Yargıtay’da bulunan Ceyda Nur Eroğlu, hapiste doğurmak üzere. Annesini lisedeyken kanserden kaybeden Ceyda Nur Eroğlu, kayınvalidesiyle yaptığı telefon görüşünde bebeği ve kendisi için kıyafet ve bez istedi.

Bold Medya’da konuşan kayınvalide Eroğlu, “Gelinim lisedeyken annesi kanserden vefat etmiş. Tek annesi benim. İki defa beni aradı. En son perşembe günü görüştük. Yenidoğan bebek bezi istedi. Battaniye koydum. Ferace, yüz havlusu, çocuk için tulum aldım. Cuma günü hemen alışveriş yapıp istediklerini kargoyla gönderdim.” dedi.

Anne Eroğlu, gelininin “Ben iki doktora gittim, ağrılarım olduğunu söyledim ama rapor vermedi. Anne ne olur avukata söyle, bana rapor alsın, burada doğum yapmak istemiyorum.” dediğini de aktardı.

YARGITAY’IN EMSAL KARARI

5275 Sayılı Ceza İnfaz Kanuna göre “hapis cezasının infazı, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren bir yıl altı ay geçmemiş bulunan kadınlar hakkında” geri bırakılması gerekiyor.

Gülen Hareketi’ne üyelik iddiasıyla 9 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılan 7,5 aylık hamile Huriye Acun da dosyası Yargıtay aşamasındayken geçen yıl 7 Temmuz 2021’de tutuklandı. Acun Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin verdiği kararla 18 Ağustos 2021’de tahliye edildi.

Yargıtay’ın Acun hakkında verdiği karar emsal gösterilerek Ceyda Nur Eroğlu için de mahkemeye başvuru yapıldı ancak henüz bir sonuç alınamadı. Ceyda Nur Eroğlu’nun eşi Süleyman Eroğlu da aynı cezaevinde tutuklu bulunuyor.

“EŞİM İKİ KİLO VERMİŞ”

Öte yandan 16 Mayıs’ta Şanlıurfa’da tutuklanan 4 aylık hamile Ayşe Karaduran eşi Mehmet Akif Karaduran eşiyle bugün yaptığı kapalı görüşten sonra eşinin iki kilo zayıfladığını ve durumunun iyi olmadığını Twitter hesabından duyurdu.

9 aylık hamile Ceyda Nur Eroğlu tutuklandı

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar